• BIST 106.736
  • Altın 141,148
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Giresun 26 °C
  • ŞEBİNKARAHİSARLILAR YARDIMLAŞMA DERNEĞİN’DEN TERÖR OLAYLARINA KARŞI ÇOK SERT AÇIKLAMA
  • ORDU-GİRESUN HAVALİMANI TURİZMİ CANLANDIRDI
  • ALİ KARANCI YAZDI ‘’YAPBOZ DEĞİL, PLANLI PROJELİ’’
  • RAMAZAN’DA GÖNÜLLERE UZANACAK SICACIK EL ŞEBİNKARAHİSARLILAR YARDIMLAŞMA DERNEĞİ’NDEN
  • AK PARTİ GİRESUN’DA SEÇİM SONUÇLARINA İTİRAZ ETTİ

BARIŞ BÖLÜK YAZDI "RUMLARIN GÖZÜNDEN ŞEBİNKARAHİSAR"

BARIŞ BÖLÜK YAZDI "RUMLARIN GÖZÜNDEN ŞEBİNKARAHİSAR"
ŞEBİNHABER ŞEBİNKARAHİSAR TEMSİLCİMİZ BARIŞ BÖLÜK GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE YUNAN TARİHÇİ NİKOS PETRİDİS’ LE SOHBET TADINDA UZUN BİR RÖPORTAJ GERÇEKLEŞTİRDİ.

Birkaç gün önce Yunan tarihçi Nİkos Petridis’ le sohbet tadında uzun bir röportajımız oldu. Medeniyetler beşiği Şebinkarahisar’ın tarihinde, adeta bir gezi tadındaydı. XVII. yüzyıldan bugüne; Ermeni’lerden, Rum’lardan, Türk’lerden, savaşlardan, göçlerden, ortak kültürümüzden, tarihimizden ve farklı birçok konudan uzun uzadıya konuştuk.

     Son yıllarda, özellikle de Meryemana Manastırı’nın tekrar turizme kazandırılmasıyla bölgenin parlaması, akabinde ulusal medyada büyük ses getiren Tamzara defilesi, Şebinkarahisar’a ilgiyi oldukça arttırdı. İşte tam da burada Nikos’un ilçe adına yapmayı planladığı oldukça güzel ve olumlu çalışmalar var.

  Nikos Yunanistan’ da yaşayan, dedesi Türkiye’ de doğmuş, fakat 1924’lerde göç etmiş, Şebinkarahisar’dan vatanım diye bahseden bir Rum vatandaşı. Kendi deyimiyle, Sinop’tan Trabzon’a kadar uzanan Karadeniz bölgesini ve kültürünü araştıran, daha önce bireysel olarak yedi sekiz kez Şebinkarahisar’a ve Karadeniz’ e seyahatlerde bulunmuş bir tarihçi aynı zamanda. Şebinkarahisar’dan vatanı olarak bahsediyor ve dedesinin 200 yıllık evinin, doğup büyüdükleri Asarcık köyünde bulunduğundan, şu anda Veli Aktaş isimli bir vatandaşa ait olduğundan ve yakında yeni yol çalışması nedeniyle yıkılacağından bahsediyor. Asarcık’a geldiğinde ise kendi eviymiş gibi davranılmasından ve gösterilen hürmet ve alakadan çok memnun kaldığından bahsediyor.

Nikos,  Temmuz ayında elli kişilik bir Yunan kafilesini Şebinkarahisar’a getireceğinden, bu kafilenin özelliğinin ise tamamının ataların Şebinkarahisarlı olması ve dedelerinin doğup büyüdüğü bu toprakları, anılarını, tarihi yerlerini görmek istediklerinden bahsediyor. Eğer hoş karşılanırlarsa, tarihi dokularına biraz daha hassas ve özenli bakıldığını görürlerse, ileriki dönemlerde bu turların sayılarının katlanarak artacağından söz ediyor. Birçok insanın tatil için Avrupa’nın önemli yerlerini veya Trabzon, Maçka, Samsun gibi büyük ve tarihi dokularına sahip çıkan bölgeleri tercih ettiklerini anlatıyor. Onların ise doğup büyüdükleri bu toprakları, yıkılmış veya zarar görmüş olsa bile, kiliseleri, kaleleri, köyleri ve bu coğrafyayı görmek istediklerini ve bunun yöre için çok büyük bir fırsat olduğunu anlatıyor.

   Nikos her yıl yaklaşık on günlük turlar düzenlediklerini, bu seyahatlerde Trabzon, Maçka, Samsun ve Giresun’a uğrayıp döndüklerinden bahsediyor. Onun şimdiki isteği ise doğup büyüdükleri bu topraklar da, bu duraklardan birinin neden olmaması. İlk defa bunu deneyip nelerle karşılaşacaklarını onlar da büyük bir merakla bekliyor. Tereddüt ettiği konu ise, Şebinkarahisar’daki birçok kilisenin yıkık dökük, bakımsız hatta bazılarının bir dönem hayvan barınağı olarak kullanılması hatta buralarda pirelerin, böceklerin olması. Bu turun bir başlangıç olduğunu, amaçlarının sadece kutsal yerlerini ve bu coğrafyayı ziyaret etmek olduğunu, Şebinkarahisar halkından da sadece hoş karşılanmak dışında başka hiçbir şey beklemediklerini söylüyor ve bu ziyaretleri, yöre halkı akıllı düşünürse, çok güzel alışverişler ve ticaretler dönüştürebileceklerini ekliyor. Bildiği birkaç Türkçe kelimeyle, pestil, pekmez bal gibi yöresel ürünlerin isimlerinden bahsedip, turistler tarafından bu ürünlere yoğun ilgi olacağını aynı zamanda çevredeki köylere ulaşım anlamında da, servis konusunda para kazanabileceklerini ekliyor.

   Daha önceki ziyaretlerinde birçok insanın, define veya altın bulmak için geldiklerini düşünmelerinden dem vurup, böyle bir amaçlarının olmadığını, bunun kötü bir önyargı olduğunu anlatıyor. Hatta dedelerinin 1924’lerde göç ettiğini, bu dönemde zaten savaşların olduğundan, halkın fakir olduğunu, bırakın altını, geçinmekte zorlandıklarını anlatıyor. Buradan ayrılırken dedesinin sadece; bir inek, birkaç tavuk ve birkaç çayırının olduğunu ekliyor. Geldiklerinde sadece gezmek, dolaşmak, yemek,  eğlenmek, müzik dinlemek istediklerini söylüyor ve aslında kültürümüzün çok yakın olduğunu, davul ve zurnayı çok sevdiklerini, horon, üçayak ve halayı, onların da sevdikleri oyunlar olduğunu ekliyor.

Beni çok etkileyen hatta şaşırtan bir diğer konu ise; Nikos’un Şebinkarahisar’ı bizlerden çok daha iyi bilmesi. Yaklaşık yirmi otuz tane köyden, bu köylerdeki kilise ve kale gibi bütün tarihi dokuları en ince ayrıntısına kadar kendi yaşadığı köy gibi anlatıyor. Tüm bu detayların tamamını bilmesi her ne kadar bana biraz gizemli gelse de, birçoğumuzun, buraların sadece ismini bilmesi ve tarihi anlamda en ufak bir bilgisi veya araştırması olmaması, açıkçası beni biraz eksik hissettirdi.

  Rumlar döneminde bu bölgede 16 küçüklü büyüklü kale olduğunu, bunlardan en büyüğünün ise Şebinkarahisar kalesi olduğunu, doğup büyüdüğü Asarcık’ın da eski isminin küçük kale anlamına gelen “Kastellon” olduğunu söylüyor. Sözlerine Göreze, İstirefi, Gedehor, Karagevezit, Esküne, Tupçu, Gölve, Keylik gibi birçoğumuzun bu eski isimlerini bilmediğimiz köylerden, buralardaki tarihi yerlerden ve yaşanmış hikâyelerden bahsederek devam ediyor. Hatta Topal Osman ve birkaç Türk topluluğundan, yaşanan çatışmalardan, buradaki Ermeni, Rum, Türk olaylarından, Osmanlı’dan, Şebinkarahisar’ın ve Rum İmparatorluğu’nun Osmanlıya nasıl geçtiğinden, Osmanlı’nın ılımlı politikalarından ve Mustafa Kemal Atatürk’ e kadar detaylı bir yolculuktan bahsediyor.

  Nikos daha önce de Yunanistan’daki vatandaşların buralara gelip görmesi adına girişimlerde bulunduğunu,  ne kadar doğru bilemem ama yeterli ilgi ve alakayı yöneticiler tarafından göremediğini, fakat ilçe kaymakamı Murat Çağrı Erdinç’in onları davetini ve bu olaydan dolayı yaşadığı mutluluğu anlatıyor ve bir gün sonra bir görüşme gerçekleştireceklerini ekliyor.

  Kafilenin festival tarihine denk gelmesi bizler için büyük bir fırsat, ilçenin kalkınması anlamında çok çeşitli fırsatlarının olmaması, bu ve bundan sonraki turları bizler için çok önemli kılıyor. Bu dönemi çok olumlu ve verimli geçirmemiz, turizm ve kalkınma anlamında Şebinkarahisar için oldukça önem arz ediyor. Şüphesiz ki Şebinkarahisar halkı, gereken ilgi ve alakayı eksiksiz gösterip bu fırsatı başarıyla değerlendirecektir.

ŞEBİNHABER / ŞEBİNKARAHİSAR

BARIŞ BÖLÜK

Bu haber toplam 4211 defa okunmuştur
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2015 Şebin Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.