Merhaba dostlar; Bu zamana kadar gündem hakkında sizlerle paylaştıklarım ülkemizde yaşadığımız gerçeklerden ibaretti. Her zaman ki gibi yazımda yine gündeme dair gerçekleri göreceksiniz.
Sayın Başbakan her önüne çıkan engele ve engel teşkil edecek olanlara önce aba altından sopayı gösteriyor. Sopayı gören susarsa sorun yok, işler istediği gibi gidiyor, şayet biraz dik durmak isterseniz vay halinize allah yardımcınız olsun. Görünen o ki, eczacılar dik durmayı tercih etmişler. Şimdi görsel ve yazılı basında defalarca şahit olduğumuz olaylara bir göz atalım. Yazdıklarımın hiçbirinde yalan,dolan, karalama bulunmamakta, yazdıklarım sadece yaşanmışlıklardan ibaret. Aşağıda vermiş olduğum örnekleri elbet anımsayacaksınız.
• Önce Hayvancılık bitti, neredeyse köylerde sütünden, etinden, derisinden faydalanılan hayvanlar kalmadı. Sonra Tarım bitti, kendi kendine yetmekle kalmayan daha fazlasını üreten çiftçimiz bitti gübre, ilaç ve mazot fiyatları altında adeta ezildi üreticilerimiz böylelikle Çiftçimiz bitti. Üstelik bununla da kalmadı, hakaretlere uğradı. Milletin efendisi çiftçimize, “ananı da al git” dendi. başbakanın ifadeleri ulusal basında aynen yer almaktadır.
• İzmir'de yapılan genel seçimlerde istenilen başarılar alınamadı. Bu vatana şehit ve gaziler veren İzmir'e gâvur denildi. Başbakanın ifadeleri ulusal basın arşivlerinde aynen yer almaktadır.
• Öğrenciler eğitim haklarını savundular. “Torba torba kömürlere, bedava yemeklere ve para yardımlarına ayırdığınız kadar bütçeyi bize de ayırın, harç ya da kendi tabirleriyle, "haraç vermeyelim!” dediler. Bunun üzerine önce ara sıcak olarak kendilerine biber gazı sunuldu, sonra da ana yemek olarak joblar öğrencilerimize servis edildi. Buyurun arşivlerde var, bakınız.
• Emekli, memur, işçi geçinemiyoruz diye meydanlara döküldü, köşeye sıkışmış kediler gibi can havliyle bağırdılar. “Zam istiyoruz” dediler. Yaşını başını almış emekli, memur ve işçilere öğrencilere sunulan mönü ikram edildi. Afiyet olsun, buradan yiyin efendiler.
Şimdi sıra eczacılarda; Başbakan kendince haklı olabilir ancak unutulmamalıdır ki ilaçların fiyatını belirleyici olan devlet ve görevlileridir. Eczacı sadece yeni fiyatı ilacın üzerine etiketler, buna ise sürnaj denir ve bu eczacıların yasal haklarıdır. Belki de çok fahiş fiyatlar uygulanmış olabilir. Ancak bunun sorumlusu asla eczacılar değil, ayrıca fiyatları indirmenin yolu da bu olmamalı, fiyatlar düşünce hiçbir eczacı bunun için eylem yapmış veya itiraz etmiş değil . Yirmi üç bin eczane, yirmi yedi bin eczacı bulunmakta olan ülkemizde her kim olursa olsun, yirmi üç bin kişinin ekmeği ile oynayamaz. Ne hukuka ne de insani vicdana sığar bu yapılanlar. İş türbanla okula ya da üniversiteye girmeye gelince demokrasi diye bağıracaksınız. Ama istemediğiniz olaylara gelince demokrasiden uzak duracaksanız olmaz, olamaz. Eğer demokrasi varsa herkes eşit oranda faydalanmalı. Siz şimdi sadece yirmi üç bin eczacıyı değil, eczacı kalfaları ile yüz binlik vergi veren devletine bağlı bir toplumu cezalandırmış oluyorsunuz. Sizce sizin buna hakkınız olabilir mi? Başbakan artık ABD ve Avrupa Birliğinde olduğu gibi ilaç satışlarının marketlerden yapılacağını ifade etti. Öncelikle şunu iyi bilmek lazım ki, başbakanımızın yakın arkadaşı, dostu İtalya Başbakanının ülkesi İtalya'dan başka hiçbir Avrupa ülkesinde ilaçlar marketlerde satılmıyor. Bu işi ehli ve bu iş alanında okumuş insanlar üstleniyor. Belki yazımızı okuyanlardan bazıları olsun Amerika'da marketlerde satılıyormuş işte ne güzel Bizi ABD standartlarına taşıyor hükümet diyenler olacaktır. O halde Türkiye Vatandaşı olarak kendimde hak gördüğüm bazı soruları sormak istiyorum, sorularıma cevap alamayacağımı bilsem de :
ONE MİNUTE
1. 1 Amerikan Doları 1,52 TL'ye eşit. Bizim de paramız 1 Amerikan Dolarına eşit olacak mı?
2.Amerika'da hemen hemen herkes lüks arabalara veya jiplere binmekte. Bizler de bu araçlara sahip olabilecek miyiz? O araçlara benzin, mazot düşünmeden binebilecek miyiz?
3.Amerika'da benzin 1 Doların altında. Bizde de o seviyelere çekilecek mi?
4.Amerika'da kişi başı milli gelirin 35.000 Dolar civarı olduğu söyleniyor. Ülkemizde ise 7.000 ile 10,000 Dolar arasında bir rakam telafuz edilmekte. Amerika'nın kişi başı gelir seviyesine ne zaman ulaşacağız?
5.Amerika'da bir çiftçi, emekli veya çalışan, senenin bir ayı ya da daha fazlasını ülkesi dışında tatil ile geçirebilmekte. Bizim Çiftçimiz, emeklimiz ya da çalışanlarımızda Amerikalı emsalleri gibi doya doya gezebilecek mi? Hadi onu da boşverelim, kendi ülkesinde Akdeniz'in en ucuz yerinde, otel kapatmadan 10 metre kare odada tatil yapabilecek refaha ulaşabilecek mi?
Eğer bu soruların ya da en azından yarısı hayata geçirilecekse ve bu eczanelerin yapılandırılmasında ki kadar kolay olacaksa hemen yapın. Eczaneleri marketleştirin, hızla devam edin yolunuza doğru yol bu. Ancak olmayacaksa, gerçi ben olacağına hiç inanmıyorum! Bırakın ilaç işini, bu işin ehli bu işin eğitimini almış kişiler yapsın.
Sayın dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL için “Bu ülkede çobanlarda başbakanlık yapabilir” denmişti. ( İlgili tüm şahsiyetleri tenzih ederim. ). Evet yapabilir ancak bir şarküteri görevlisi eczacılık yapamaz. Bunlara rağmen yinede eczacılar üzerine uygulananlar bitmeyecekse lütfen tüm eczacılık fakültelerini kapatınız. Doktorlar kadar değerli olan eczacılarımız da farklı meslek dalları ile hayatlarına devam etsinler. Zira bu yapılacak olanlar eczacısı ve kalfasıyla birlikte ortalama yüz bin kişinin ekmeği ile oynamaktır. Yazıktır, günahtır. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Dostça kalın. Surci Lisan ettiysek affola.