Ey gözünü sevdiğimin Türkiye'si! Neler oluyor neler, ne gündemler var ortalıkta, ne gündemler. Tele kulaklar, suikastlar, Ergenekonlar, yargı ve yargı yetkilileri üzerinde ki iddialar. Türkiye resmen yirmi beş, otuz yıl öncesi Rusya'da yaşanan, Amerika güdümlü, çalkantılı politik ayak oyunlarını bile geçti gidiyor. Ancak! Benim değinmek istediğim. Asıl konu bu değil. Hepimiz tekel işçilerinin direnişini yazılı ve görsel basından takip etmekteyiz. Herkes bu konuda bir yorum yapmakta ya da yapmış durum da. Ne kadar çabalanırsa, çabalansın iktidar, pardon başbakan neyi nasıl isterse o olacak. Çünkü güç kendisinde düşünce ve yazdıklarıma itiraz edecek olanlar için Fiskobirlik örneğini vermek istiyorum. Başbakan Fiskobirlik konusun da ne istediyse o oldu T.M.O hiç bilmediği fındık alımı konusun da bölgeye girerek Fiskobirlik'in asli görevini elinden aldı.( Fiskobirlik'in kurulduğu 1938 yılından itibaren yapmadığı görev zararını T.M.O üç yıl içersinde yaptı.) Aslında uygulama tüm birliklere uygulandı, şuan hiçbir birlik birbirinden daha iyi durumda değil. Ülke ekonomisine büyük destekleri olan tüm kurumlar yavaş, yavaş elden çıkarılıyor. Daha kaba bir tabir ile batışları Ankara tarafından izleniyor.
Ancak! Bunlar bilinenler. Birkaç sene içersinde Türkiye Kömür İşletmelerinin de Fiskobirlik ve tekel'in akıbetini yaşaması kuvvetle mevcut. Türkiye Kömür işletmelerinin 2007 yılı hesaplarına göre kurumun borcu beşyüz elli dokuz trilyon lira, borcun büyük bir bölümü ise sürmekte olan AKP iktidarı döneminde dağıtılan seçim kömürleri olarak anılan, yardım kömürleri yani AKP iktidarının parasız aldığı kömürlerden kaynaklanıyor. Oy uğruna beş yüz elli iki trilyon liralık kömür bedava alınıyor, para geri ödenmiyor. Başbakanın hedef seçmen kitlesine dağıttığı kömürlerin parası kendisi, oğlu, üstün yöneticilik yeteneklerine sahip olan damadı ya da sağlık sektöründe yatırımları olduğu iddia edilen eşinden değil, direk hazineden çıkıyor. Doğal olarak bu paranın bir şekilde hazineye ödenmesi lazım, ancak! Ödenmediğine göre demek ki devletin kasasında büyük bir açık var demek oluyor. O halde bu açığı kapatacak birileri lazım, sırtına bineceksin ses çıkarmayacak, ağzına vuracaksın lokmasını alacaksın, sana çok yaşa son padişahım diyecek. İşte böyle birileri lazım, kim peki bu birileri tabiî ki sen, ben ve onlar yani bin bir zorlukla geçinmeye çalışan vergisini veren halk. Bu para halktan vergi adı altın da çatır, çatır kesiliyor hal böyle olunca akaryakıtta bulunan vergilerin neden inmediğini daha iyi anlayabiliyor musunuz? Bitmedi sigara, elektrik, doğal gaz, vs her şeye iğneden ipliğe zam, sürekli zam yapılıyor. Hatırlarsanız eski yazılarımdan birinde zamla ilgili bir yazım vardı. Lütfen açıp okuyun bakın ne zaman kaleme almışım.
Halk kendi arasında yardım kömürleri ile ilgili espriler bile yapmakta “ Bak çevre katkılı tayip kömürü!” Havasının temizliği ile ünlü Karadeniz de her nerede yaşıyorsanız akşam hâkim bir tepeden yaşam alanınıza bakın yâda gece sokak lambalarına bakın tayip kömürünün nur gibi üzerinize yağdığını göreceksiniz.
Son olarak belirtmeliyim ki Fiskobirlik de dâhil olmak üzere tüm kamu kuruluşlarının kasaları tam takır, kasaların da beş kuruş paraları yok borç katrilyon olmuş… Ve üstün yöneticilik yeteneklerine sahip olduklarını düşünen bu kişiler, hala Türkiye'yi yönetmektedirler. Ya da yönetebildiklerini sanmaktalar.
Başbakan ne diyor !“ Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmem” Peki tüyü bitmiş yetimin hakkı ne olacak, bunu da cevaplarsanız seviniriz. Çalışan ve halk isterken mi sadece tüyü bitmemiş yetim hakkı akıllara gelmekte. Sizler Türkiye Kömür işletmelerini istediğiniz gibi elinizde oynatırken o yetimlerin tüyleri bitmiş mi oluyor. Takdir halkın.
SURCİ LİSAN ETTİYSEK AFFOLA