Pencerenin önündeyim. Koskoça bir binanın. Orta katında , sol köşeden güneye bakan odanın camından bakıyorum. Karadenizi bir ucdan bir uca bağlayan Bölünmüş karayolun seyriyle meşgulüm. Geçen arabaların omuzladığı yükün ağırlığı ile sürücülerin aceleci yapıları ve streslerini tekerlerden gelen uğultularda hissediyorum. Bölünmüş yollar emniyetli yollardır. Fakat hızımızı alamadığımız, dönüşlerden anayola girişlere tahammül edemediğimiz bu yollar, bir mekandan öteki mekana ışınlama misali geçilen köprüler gibidir. Kimi zaman gözümüzü açtığımız hastane odalarına geçiş köprüsü, kimi zamanda ahirete uzanan görülmez bir yol gibidir. Hasretiyle yandığımız sevdiklerimize kavuşmamızın da bir uzantısıdır yollar. Yalnız bölünmüş yollar ayırmasın sevenleri, bölmesin aileleri dağıtmasın yuvaları. Saçı okşanacak yetimler olmasın. Yetimliğin ve öksüz olmanın ne demek olduğunu yaşayarak değil, sadece okuyarak öğrensin tüm insanlık. Peygamber efendimizin hikayesi yetsin hepimize. Sokaklara dökülelim ve saçı okşanacak yetim bulamayana kadar tüm sokakları arşınlayalım. Özellikle trafik kazalarından meydana gelen aile dramlarını rafa kaldırıp, yeni başlangıçlara yelken açalım. EVET Ne diyeyim. O kadar gözümü korkuttu ki trafik sonunda bana da yelken açtırdı.