SELAMSIZ SABAH OLMASIN!
Sabah beş civarıydı. Gün ışımamıştı. Tan yeri yeni ağırmakta idi. Ezan okunalı üç dakikayı geçmemişti . Sokakta in- cin top oynamaktaydı. Temiz mis gibi bir hava vardı. Bahar havasıydı. Yinede sokaklar boştu. Birkaç sokak köpeği çöpleri karıştırıyordu. Yürümeye devam ettim. Az ilerde elinde soba küreği ile “Alim” belirdi. Çöplere karşı takıntılıydı. O yüzden soba küreğini elinden hiç bırakmazdı. Alim bizim ilçenin yarı delisi sayılırdı. Elinin biri felçliydi. Kıyafeti peşmurdeydi. Ama dilenmezdi. Herkes O'nun ihtiyaçlarını karşılama maksadıyla azdan çoktan verirdi. Ablası da onun bakımını üstlenmişti. Yaşı 40 ın üstündeydi ve benden oldukça büyük gösteriyordu. Koskoca sokakta selamlaşabildiğim tek kişi Alim olmuştu. Yürümeye devam ettim. Kubbeli Camisinin sapağına yaklaştığımda ihtiyar bir amcayla karşılaştım. Selam verdim. Kısa bir yolun yolcusu olan ben, bir arkadaş bulmuştum. Camiden içeri birlikte girdik. İçeride, sabah namazında saf tutacak dört ihtiyardan başka kimse yoktu. İlçemizin en kalabalık mahallesinin insanları bir yerlerde kaybolmuştu. Çıkarına düşkün insanlık 27 kat sevabı ne çabuk unutmuştu. Aklıma; sokakta Sokak köpekleri, yarı deli bir adam, ihtiyar ve benden başka kimsenin olmayışı geldi. Tuhafıma gitmişti. Selam verecek insan olmayınca hayat ne çekilmezdi. Sonra aklıma, daha önce çalıştığım ilçede her gördüğüne selam veren o güzelim insan geldi. Çocukların peşinden ayrılmayarak “selamcı Amca geliyor” diyerek ona takılmaları, onu da toplumun yarı delisi sınıfına sokmuştu şimdiden.
Sanki; Onda selam vermek “tik” olmuştu. Kalabalık bir sokakta yürürken ağzı hiç kapanmıyor “ Selamünaleykümler” bir makineli tüfek gibi ağzından boşalıyordu. İnsanın az olduğu anlarda ise tanıdığı tanımadığı herkese, hem selam veriyor hem de selam vermenin önemini anlatıyordu.
Bu sabah; geleneksel ve ezberlenmiş her selama razıydım. Selamünaleyküm, merhaba, günaydın, selam vs… şu an için hiç fark etmezdi. Her kimden olursa olsun, alacağım her selamı misli ile güzelleştirip karşılayabilirdim.
Şimdi ise bir sabah vakti kendi ilçemde selama hasret kalmıştım. Anlıyorum ki Alim ve Selamcı amcalar bizlerin vazgeçilmezleridir.
Bizim gözümüzle deli olan bu insanlar, beklide gönül gözüyle velidir, ne dersiniz?