Türkiye gündemini altına üstüne getiren, siyasi partiler arasında fırtınalar kopartan, kimilerine göre "Demoktarik Açılım", kimilerine göre, "Kürt Açılımı", kimilerine göre "ihanet açılımı" konuşulurken içişleri Bakanı Beşir Atalay kapı kapı dolaşarak açılım konusunda sivil toplum örgütlerinden, siyasi partilerden, çeşitli dernek ve vakıflardan destek istiyor. Diğer yandan muhatap cani başı (öcalan) mı olsun DTP mi olsun soruları havada uçuşurken, çoğunluğun demokratik yollarla TBMM'ye giren DTP nin olması gerektiğini söylüyor. Oysa DTP, PKK nın arka bahçesi değil miydi? Mehmetçik tarafından öldürülen PKK lılara bizim şehitlerimiz diyen DTP değil miydi? Yine dağdaki eşkiyaya özgürlük savaşçıları diyen DTP değil miydi?
"Kürtler demoktarik bir ulus olarak varlık kazanacak. Kendi sporunu, eğitimini, dini örgütlenmelerini, meclisini, belediyelerini yapabilirse kendisi yapacak, kuracak. Hatta kendi öz savunması bile olacak. Kendi ihtilafların çözecek bir savunma gücü olacak. Benim çözümüm bunu aşıyor." Diyen cani başının bu saçmalıklarını DTP nin "fedarasyon istiyoruz." söylemiyle cani başının söylemi arasında bir farkı var mı? DTP nin her mitinglerinde PKK lehine sloganlar attırılmıyor mu? DTP li vekillerin her konuşmasında cani başına övgü dolu sözler edilmiyor mu? Hükümetin muhatap almasını istendiği parti PKK nın hizmetinde değil mi? Kürtleri ne PKK ne de DTP temsil ediyor, edemezlerde.
Prof. Dr. Nafize Göngür'ün " açılım saçılımı getirir." sözüne yörekten katılıyorum. Buna bir örnek olması bakımından bir arkadaşa kulak verelim. "Lisede okuyorum. Hani başörtüsünün imam Hatip Liselerinde de yasaklandığı (Kur'an ı Kerim dersi yapılırken hariç) yıllar varya kız öğrenciler toplanmış, başörtüsü sorunu için bir karar vermeleri gerekiyormuş. Aralarından bir öğrenci "Başımız kesilse dahi kesinlikle başımızı açmayalım." diyerek bu konuda mücadele verilmesi gerektiğini söylemiş. Orada bulunan öğrencilerde bu fikri benimseyerek başörtüsünü çıkarmayacaklarına dair kesin karar almışlar. Gel zaman git zaman başımız kesilse bile kesinlikle başımızı açmayacağız fikrini ortaya atan öğrenci öyle bir açılım yapmış ki açıldıkça saçılmış, saçıldıkça da taviz vermiş. Ee ortada ne dava kalmış, ne de mücadele."
Diyeceğim o ki şimdide kürt sorunu adı altında bir açılım var. Bu meselede ne kadar açılırsak o kadar saçılmayalım. Diyelim ki açılarak kürt sorununu çözdük peki ya diğerleri. Aleviler, Lazlar, Çerkezler, Gürcüler, Romanlar, Çeçenler, Arnavutlar Onlar da bir açılım isterlerse onlara ne gibi açılımlarla cevap vereceğiz. Heybeliada Ruhban okulunu açıp Ermenilere, Zorunlu din dersini kaldırıp Alevilere, Kıbrısta büyük bir açılım yapıp Rumlara, Fener Rum Patrikhanesinin ekümenliğini tanıyıp Yunanlılara açılım yapıp sonra da açıldıkça açılacağız. Bakalım nereye kadar açıldıkça açılacağız.