Osmanlı Hanedanın en kıdemli üyesi Şehzade Ertuğrul Osmanoğlu hayatını kaybetti. Sultan II. Abdülhamit'in torunu olan Ertuğrul Osmanoğlu 1924 yılında 12 yaşında ailesiyle birlikte sürgüne gitti. 1974 yılında Osmanlı Hanedanı üyeleri için çıkarılan af kapsamında ilk kez 1992 yılında Türkiye'ye gelen Ertuğrul Osman, 2004 yılında da Türk vatandaşlığına alınmıştı.
Şehzade Osmanoğlu'nun ölümünden çok cenazeye katılanlar damgasını vurdu. Cenazeye kimler katılmadı ki Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, eski bakanlardan Abdülkadir Aksu, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, çok sayıda tarihçi, bilim adamı, İsmailağa Cemaati'nin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ile Mahmut Efendi'yi seven cemaati katıldı.
Bir tarafta Kur'an ve sünnetten zerre kadar ödün vermeyen İsmail Ağa cemaati diğer taraftan İslam karşıtı, katı laikçi kesimden Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahihi ilhan Selçuk. İki cihan bir araya gelse dahi bu iki kesimin bir araya gelmesi neredeyse mümkün değilken Osmanlı Şehzadesi Ertuğrul Osmanoğlu'nun cenazesinde bir araya gelmeleri başta İslami kesimin yaramaz çocuğu dediği Ahmet Hakan Coşkun olmak üzere birçok kişiyi şaşırtmış anlaşılan.
Kılık ve kıyafete takıntısı olanlar Mahmut Efendi'nin cenaze törenine katılmış olmasına içerlemiş olmalılar ki gazete ve televizyonlarında sulandırılmış haberleri servise koydular. İşte bir gazetenin haberi "İsmail Ağa Cemeati Sultanahmet'te gövde gösterisi yaptı." bir başkası "Şalvarlı ve sarıklı grup cenaze aracının arkasından tekbir getirdi." "İsmail Ağa cemeati cenazede izdihama yol açtı." Mahmut Efendi'nin cenaze törenine katılmasının elbet bir hikmeti vardır. İslami kesimin bu cenazeye katılmasına bir anlam veremeyen Ahmet Hakan Coşkun'un anlayabileceğini sanmıyorum.
" Dincimize, tarikatçımıza, şeriatçımıza, muhafazakarımıza, baldırı çıplaklarımıza ne olur?" diyen eski İslamcı gönümüz ilerici aydın, Amiral gazetete kaptanı derya görevini üstlenen Sayın Ahmet Hakan Çoşkun'un köşesinde yazdığı yazıya bir göz atalım.
Bakın Ahmet Hakan Coşkun neler yazmış
"Tarikatçılarımız orada... Mesela hastalık nedeniyle hiçbir yerlere çıkamayan bin yaşındaki “Mahmut Efendi” bile, cüppeli, sarıklı, şalvarlı müritlerini alıp koştu cenazeye... Muhafazakarlarımız giden tabuta bakıp, “Hey gidi Sultan Hamid'in torunu hey” diye gözyaşı döküyor...
Onlar neden bu kadar galeyana geliyorlar? Neden heyecana gark oluyorlar?..."
Ahmet Hakan'ın şaşkınlığını anlıyorum. Haklı yanları olabilir. Ama her fırsatta sırf birilerine şirin görünmek, koltuğumu sağlama alayım düşüncesiyle din düşmanlığı yapmak niye. Cemeat ve cemiyetle uğraşmak niye. Din ve cemeatten başka yazacak konu mu yok. "Vergi kaçırma meselesi"var. Aha sana bir konu hadi bakalım yaz da görelim.
Sayın Coşkun bırak artık İslam üzerinden nemalanmayı bu hiddetin sonu iyi değil bugün yüksek kulelerde çalışıyor olabilirsin, rahatında yerinde olabilir eh yazdığın yazılar nedeniyle de şirin ve popiler oldun. Ama yarın ne olacağımızı biliyormuyuz. Bugün oturduğumuz yüksek kuleler yarın olmayabilir (makam, mevki ve koltuk) o zaman da eski mahallene dönmek zorunda kalırsın. İşte o zaman neyi yazacaksın merak ediyorum.