Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim
| DOLAR | ![]() |
1,5105 |
| EURO | ![]() |
1,9755 |
| IMKB | ![]() |
60.737 |
| Ankara | 15 / 32 °C |
| İstanbul | 20 / 28 °C |
| İzmir | 20 / 35 °C |
| Aydın | 18 / 35 °C |
![]() Prof. Dr. Nazife Güngör
|
Bol imgeli, simgeli, çarpıtmalı, göndermeli bir seçim süreci yaşıyoruz bu kez. Yerel yönetime aday olanlardan çok siyasi parti genel başkanları meydanlarda koşturuyor. RTE’nin paniğe dönüşen kaygısı soluğu meydanlarda almasına neden olurken, diğer genel başkanlar da ondan geri kalmamak için dökülüverdiler meydanlara. Ancak hazırlıksız yakalandı her biri. Son güne kadar belirlenemeyen adaylar, konuşulamayan projeler, oluşturulamayan programlar derken genel başkanları bir paniktir aldı. Meydanlara çıktılar çıkmasına da konuşacak, üzerinde söz söyleyecek malzemeleri yoktu belli ki. Ama işin kolayı vardı. Birbirlerine çatmak, seçim meydanlarını sözel savaş meydanlarına çevirerek coşku yaratmak en doğrusuydu bu yoklukta. Üstelik de ekonomik kriz vurmuştu toplumu ve baştaki siyasal iktidarın söyleyecek, yapacak hiçbir şeyi yoktu. Dolayısıyla da işi şamataya vurmak, söz cambazlığıyla gündemi kendisinde yoğunlaştırmak en mantıklısıydı. Bu arada biraz da halkın nabzını tutmak, bilinçaltına bir şeyler işlemek gerekiyordu fırsattan faydalanarak.
“Son Osmanlı Padişahı”, “Davos Fatihi”, “Sultan” gibi adlandırmalarla farklı zaman ve yaşama göndermeler. Gülünçlük ve cehaletin adı “van minits”in, bağlamından koparılıp miting meydanlarına, süper kahramanlık imgesi olarak taşınması.Ya Nasrettin Hoca fıkralarına ne demeli? Toplumun bütün kültürel, toplumsal, dinsel kodları meydanlarda. Şiirler, şarkılar, fıkralar. Ve inanılmaz hakaretler, saldırılar, içi boş sataşmalar, laf cambazlıkları.
Seçim propagandasına malzeme edilirken, aslında sinsi bir kurnazlıkla var kılınmak adına değerinden soyutlanarak yok edilen Nazım Hikmet’ler. Bununla da kalınmayarak sol kesim arasında sevildiği ve de mağdur edildiği düşünülen her kim varsa (Ahmet Kaya, Cem Karaca vb.) seçimin ucuz pazarında oy malzemesi yapılmakta.
Dillerden düşürülmeyen demokrasi ve özgürlük sözcükleri. TRT 6 ile Kürt açılımı yaparak özgürlük taslamak. Peki Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da binbir sıkıntı, yoksulluk, yokluk içerisinde, okulsuz, hastanesiz, yolsuz, susuz, kısacası olabilecek en ilkel koşullarda yaşamla savaşım veren insanlar için Kürtçe yayın yapan bir televizyon kanalı gerçekten bir açılım olacak mı? Seçim döneminde Noel Baba RTE tarafından dağıtılan oyuncaklar mı yoksa gerçek açılım?
Bir açılımdır gidiyor. Daha önce seçimlere açılışlar malzeme yapılırdı, temel atma törenleriyle. Bu kez de açılımlar. Sağın sola, solun sağa açılımları. Programsız, plansız, projesiz açılan açılana.
Meğer 78 yıldır bu ülkede hiçbir şey yapılmamış da şimdilerde ülkede barış, özgürlük, demokrasi, mutluluk rüzgarları estiriliyor. İlginç bir vurgu bu. Boşa geçen 78 yıl. Cumhuriyet’in kuruluşundan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar geçen dönem.
Yerel seçim sürecini tartışan bazı basın çevreleri bu propaganda sürecinde rejim tartışmalarının yer almadığını, ideolojilerin dile getirilmediğini söylerken ne demek istiyorlar acaba? Doğru, bu seçimlerde rejim tartışması yok. Ama olabildiğince sinsice, kurnazca ve usta bir kamuflajla götürülen bir rejim dayatması çabası var. İmgelerle, simgelerle ve oldukça bilinçli bir söylemle bilinçlere kazınmaya çalışılan başka bir rejim, başka değerler, başka kavramlar.
Diğer siyasi parti liderleri miting meydanlarında kendilerine yöneltilen basit, bir o kadar da sıradan sataşmalara yanıt verme kaygı ve paniğine kapılarak propagandalarını yapmaya çalışırken diğer yanda basına yapılan baskılar, susturulan gazeteciler, program akışlarına müdahale edilen televizyon kanalları, mali sıkıntılarla karşı karşıya bırakılan medya patronları ve en önemlisi de tutuklanan gazeteciler.
Ortada bir rejim tartışması yoksa, daha doğrusu mevcut iktidarın rejimle bir sorunu yoksa bu hırs, bu hiddet, bu şiddet neden? Eğer bu iktidarın rejimle bir sorunu yoksa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ateşli savunucuları gazeteciler neden tutuklu?
Basının, özellikle de çağdaş, Atatürkçü ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin savunusunu yapan basın çevrelerinin siyasal iktidar ve yandaşlarınca hedef alındığı şu günlerde bir an önce bir şeyler yapılması gerekiyor. Özellikle de demokratik toplumun gereği olarak varlık gösteren sivil toplum örgütlerinin ve basınla ilişkili kurum ve kuruluşların (sendikalar, dernekler, cemiyetler) daha fazla sessiz kalmamaları gerekiyor.
Yerel seçimlerle birlikte yaşananlara da bakıldığında Türkiye üzerinde birtakım oyunlar oynanmakta olduğu açık. İmgesel bir dünya sunuluyor insanlara . Kafa karıştırıcı, farklı zamanlara, farklı mekanlara, farklı yaşamlara gönderme yapan karmaşık, çoklu çağrışımlı bir imgesel ortamda meşgul edilen insanlar kendi yaşamlarına ilişkin sorunlardan uzak tutuluyor. Kurmaca sorunlarla, paranoyalarla, korku ve kaygılarla sinirleri alt üst edilen insanları etkilemek, yönlendirmek ise çok daha kolay. Bilinçleri, duyguları, zihinleri karma karışık edilen insanlarda yeni bir bilinç biçimlendirmesi yapmak da çok daha kolay. Bu arada da amaca hizmet edebilecek nitelikteki birtakım imgeleri insanların bilinçlerine gizliden gizliye yedirmek. Belli kavramları, olguları, düşünüşleri uzaklaştırırken, diğer bazılarını imgelemin kurmaca dünyasında da olsa yaşama geçirmek, etkin kılmak. Padişah, sultan, fatih gibi başka bir rejime gönderme yapan imgelerde olduğu gibi.
Bu bilinç yıkama ve bilinç biçimlendirme sürecini bozma olasılığı olan aydınları, düşünürleri, gazetecileri, bilim insanlarını ise mümkün olduğunca susturmak.
Bu nedenle gölgelemeye çalışıyorlar gerçekleri imgelerle.
Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim














