ANKET
Hangi Otobüs Firmasından Memnunsunuz
YAZARLAR
Hami YILDIRIM
Bekir Seçil
Mustafa Erdoğmuş
PİYASALAR
DOLAR
1,7475
EURO
2,3135
IMKB
61.178
HAVA DURUMU
Ankara -6 / 3 °C
İstanbul 0 / 3 °C
İzmir 1 / 9 °C
Aydın 2 / 11 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Erdoğmuş
IMF PROTESTOCULARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
20.10.2009 20:41

ŞebinHaber sitemiz, bir taraftan yöremizde olan biten haberleri ve gelişmeleri bizlere duyururken, bir taraftan da bu sitede yazı yazan kardeşlerimizin ülkemizin meseleleri ile ilgili değerli düşüncelerini öğrenmemize ve paylaşmamıza vesile olmaktadır.

Bu sütunu takip eden okuyucularımın bildiği gibi bende yazılarımda genellikle manevi yöndeki boşluklarımıza değinmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz haftalarda İstanbul' da dünyanın ileri gelen ülke liderlerinin katılımı ile IMF toplantısı yapılmıştı. Demokratik toplumlarda herkes fikrini rahatlıkla söyleyebilme ve herhangi bir konuda ki protestolarını da, adam gibi yapabilme hakkına sahiptir. Ancak Taksim'de yapılan IMF protestoları, adam gibi değil kalleşçe yapılmıştır.  IMF toplantılarının ülkemizde yapılmasını protesto eden, ideolojik saplantı içine düşmüş bu grupların yapmış oldukları vurucu kırıcı eylemlerini hepimiz üzüntü ile televizyonlardan izledik. Halktan yana olduklarını söyleyen ve halkın öz değerlerinden uzaklaşmış olan bu grupların, halkın ekmek kapısı olan iş yerlerini nasıl tarumar ettiklerini de ibretle seyrettik.

IMF gibi uluslar arası kurum ve kuruluşların kuruluş gayeleri ve ülkelere yapmış oldukları ayrı bir yazı konusu olduğu için bunlara burada değinmek istemiyorum. Şu bir gerçektir ki hiçbir ülke ve kurum bir başka ülkeye karakaşı veya kara gözü için yardım etmez. Devletler kendi ülkesinin ve halkının menfaatleri doğrultusunda uluslar arası anlaşmalara imza atarlar. Bunun için de basiretli ve dirayetli devlet adamlarına ihtiyaç vardır. Halkını düşünen, tarih ve milli kültür bilincinde olan, manevi değerlerine sahip muhatapları karşısında dik durmasını bilen devlet adamlarının, ülkesini uluslar arası kuruluşların hegemonyası altına sokacak anlaşmalara imza atacaklarını düşünemiyorum. Ancak, kendi öz değerlerinden ve kültüründen uzaklaşmayı çağdaşlık sayıp bu uğurda mücadele verenler, uluslar arası arenalarda kendilerine dost bulabilirler ama bu monşerler milletimizi dışarıda asla temsil edemezler. Avustralya büyükelçiliğimizde görevli bir hanım diplomatımızın, bayram ve kandil gecesi gibi günlerde oradaki vatandaşlarımızı ziyaret etmesi, gurbetteki vatan hasretlerini giderme adına onlarla kaynaşması, birilerinin dikkatini çekmiş ve çağdaş olmadığı düşüncesi ile bu hanım hemen görevden alınıp Türkiye'ye getirilmişti. İbret verici bu örnek, bizleri yönetenlerin o dönemde nasıl bir düşünceye sahip olduklarını apaçık bir şekilde göstermektedir. Ancak viskilerini içip, görev yaptığı ülkedeki vatandaşlarımızın semtine uğramayı aklına bile getirmeyenler ise, hala televizyonlarımızda büyük hariciyeci diye boy göstermekteler. Bu düşünce sahipleri hiç çekinmeden de halkının aleyhine olabilecek kararlara çağdaşlık adına imza atmaları mümkündür. Bu zihniyetteki insanlar, kendi öz değerleri yerine, batıl kapitalist değerleri koymuş bir başka ideolojik saplantı içinde olanlardır.

Taksimde, demir bilyeli sapanlarla halkın güvenliğini korumakla görevli devletin polisine saldıran, söktükleri kaldırım taşları ile dükkân camlarını yerle bir eden bu çağdaş gençler, acaba hangi ürünün mahsulüdür diye düşünmemiz gerekir. Yine bu olaylarda devlet yetkililerini suçlama gayreti içine girip de, yapılan vahşice protestolara seyirci kalan, bu canavarlıkları eleştirmeyen medya acaba kimlerin borazanlığını yapmaktadır. Bu olaylar acaba bir komplonun sonuçlarımıdır diye de düşünmek gerekir.

Ne yazık ki yaşanan bu olaylar, insanımızı manevi değerlerinden, milli duygularından, yoksun bırakmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Eğer, haram ve helal duygusunu, yarın yaptığımız her şeyden hesaba çekileceğimiz bilincini, Allah ve Peygamber sevgisi insanımıza aşılamazsanız, o zaman bu değerlerin yerine Engels,  Karl Marx, Lenin gibi komünist önderlerin fikirlerini ve sevgisini koyarlar. Komünizm rejimi dünyada iflas etmiş olmasına rağmen hala Allah tanımaz bu rejimin peşine gidenlerin olması doğrusu bizleri şaşırtmaktadır.

Bu ideolojinin katıksız savunucusu olan insanların bazıları, ancak  30-40 yaşlarından sonra gerçekleri görebilmekte ve gençliklerinde yapmış oldukları eylemlerin yanlışlığını mertçe itiraf etmekteler. Bu insanların bazıları ise bir zamanlar, uğruna nice cam ve çerçeve kırdıkları ideolojilerini unutarak, büyük bir kapitalist olarak sessizce yaşamlarını sürdürmektedir. Taksim'de protesto gösterileri yapan ideolojik grupları da bu açıdan değerlendirmek doğru olacaktır.

Osmanlı Devletine müracaat edip, Filistin bölgesinden toprak satın almak isteyen Yahudilere, Padişah II. Abdülhamit Han'ın verdiği cevap bugünlerde kulaklarımıza küpe olmalıdır. Osmanlı Devletinin o dönemki tüm borçlarını ödemeyi, askeri donanmayı yeniden kurmak için gerekli tüm yatırımları yapmayı ve Osmanlı'ya faizsiz borç vermeyi ve bunlara karşılık da Filistin Bölgesinden toprak satın almayı teklif eden Yahudilere II. Abdülhamit şöyle cevap vermişti: "Orası benim kendi mülküm değil milletimin mülküdür. Milletim bu yer için savaşmış ve orayı kanı ile sulamıştır. Kanla kazanılan topraklar ancak kan ile verilir. Yahudiler milyonlarını kendilerine saklasınlar…"

Milli duygulara sahip olan bir devlet adamının söylemiş olduğu bu sözler bizlere çok şeyleri anlatmaktadır. İşte tarihine, kültürüne ve milli değerlerine sahip olan milletler madden ve manen kalkınmışlar ve tarih sahnesindeki şerefli yerlerini daima muhafaza etmişlerdir. Ne zaman ki bu devletler mukaddes değerlerini kaybetmişler, işte o zaman da tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir. 

 

Bu yazı toplam 548 defa okunmuştur
.
Neslihan ÇETİN
Güncel konulara değinilen yazıların devamı gelir umarım.
26 Ekim 2009 Pazartesi 18:15
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR