ANKET
Hangi Otobüs Firmasından Memnunsunuz
YAZARLAR
Hami YILDIRIM
Bekir Seçil
Mustafa Erdoğmuş
PİYASALAR
DOLAR
1,7615
EURO
2,3015
IMKB
60.675
HAVA DURUMU
Ankara -3 / 3 °C
İstanbul 4 / 8 °C
İzmir 3 / 10 °C
Aydın 2 / 11 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Nazife Güngör
HADİSE’YE BAŞARILAR


Yıllar önceki gibi olmasa da yine bir Eruovision coşkusu var bugünlerde.


Bu kez Hadise temsil edecek Türkiye’yi. Basında, özellikle de son altı aydır tam bir hadise olarak tanımlanan Hadise sesiyle, dansıyla, kostümüyle olumlu bir rüzgar estirdi Türkiye’de ve Avrupa’da. Yarışmada alacağı puan şimdiden bilinmez ama, bugünkü pop müziğin standartlarını yakaladığı inkar edilemez. Hem Türkiye’nin hem de sanatçının kendi reklamı açısından iyi bir çıkış olacak.


Dikkati çeken önemli bir nokta ise Hadise’nin Türkiye’yi temsilinin gündeme gelmesiyle birlikte toplum gündemini meşgul eden konular. Türkiye’de yetişmediği için bu temsilin gerçekçi bir temsil olamayacağını savunanlar, parçayı İngilizce söylemesine takanlar, giyimini dekolte bulanlar vs. vs.


Bu eleştirilerin hiçbiri haklı değil bence. Parçayı hangi dilde söylerse söylesin. Ne önemi var ki? Sonuçta bu, bir yarışma ve amaç da bu yarışmada en iyi puanı almaktır. Parçayı Türkçe söylese ne olurdu? Yine pop müzik yarışması olmaz mıydı? Bize özgü bir müzikal form mu olurdu o zaman?


Bence ülkelerin böyle bir alanda yarışmasında bir sakatlık var. Hiçbir ülkeye, hiçbir topluma ait olmayan bir müzik türü var ortada ve ülkeler bu alanda birbirleriyle yarışıyorlar.


Pop müzik endüstrisinin, daha doğru deyimiyle kültür endüstrisini ticari kazanç ortamında geliştirilmiş bir müzik türü. Hiç kuşkusuz bu müzik türü oluşturulurken varolan müzikal formlardan pek çok motif kullanılmış, yerel, ulusal, bölgesel, folk tarzı pek çok öğeye yer verilmiştir. Ancak sonuçta ortaya çıkan ürün hiçbir ulusa, yöreye, yerel kültüre ait olmayan, kapitalist piyasanın ürünü bir müzik türü. Yerel, bölgesel veya ulusal anlamda belirleyici özellikleri olmayan bir müzik türünün ülkeler arası bir yarışmaya konu edilmesi ise oldukça göstermelik bir gündem yaratmaktan başka bir şey değil.


Kapitalizmin ticari dünyasının ürünü olan ve bütün dünyaya kitle iletişim araçları ortamında yayılan, büyük ölçüde homojen bir yapıya sahip olan bu müzik türünde yarış meydanına çıkan ülkeler acaba nelerini yarıştırmaktalar?


Müziklerini değil elbet. Çünkü dediğim gibi pop müzik hiçbir ülkenin kendine özgü müziği değil. Pop parçayı söyleyen sanatçılarını, dansçılarını, kostümlerini, orkestralarını, kısacası sektörel güçlerini yarıştırmaktadırlar. Pop müzik ve eğlence sektöründeki iddialarını sergilemektedirler.


Bundan çok daha önemlisi bu yarışma bir müzik yarışması olmaktan çok bir diplomatik ilişki ortamı olarak yansımaktadır. Ülkeler yarışmaya katılan sanatçılara değil, aslında birbirlerine puan vermektedirler. Ülkeler arası ilişkiler puanlandırılmakta bu yarışmada.


Yalnızca diplomatik ilişkiler de değil elbet puanları belirleyen. Halkların birbirlerine ilişkin yargıları, basmakalıp değerleri, önyargıları, sempatileri, antipatileri puan olup yansımakta sahneye bu yarışmada.


Dolayısıyla Hadise konusundaki eleştiriler de haklı değil. Sesi iyi, şovu fena değil. Güveni, cesareti yerinde genç bir sanatçı. Dünya pop müzik piyasasında yer edinmek istiyor o da diğerleri gibi. Neden olmasın? Bu arada da Türkiye’yi temsil edecek. Hazır yetişmiş sanatçı işte. Yerel öğeleri bahane ederek, tartışmaları amacından saptırarak gündem yapmaya gerek yok.


Çünkü başta da vurguladığım gibi pop müzik adı verilen bu müzik türünün zaten yerel, ulusal, hatta evrensel müzikal formlarla ilgisi yok. Onlardan elbette birtakım öğeler ve motifler alınmış, ancak sonuçta ortaya çıkan şey kültür endüstrisinin ticari amaçlarına hizmet eden bir ürün. Dünya çapında yaygınlığı ise kitle iletişim araçlarının marifeti. Kaldı ki bu yaygınlık onu evrensel bir müzikal form da yapmaz.


Ayrıca pop müzik adı verilen bu türün ne denli uçucu, hemen buharlaşan bir tür olduğunu da biliyoruz. Her bir parçanın ortalama bir aylık ömrü var.


Oysa ulusal, yerel ve evrensel müzikal türler yalnızca eş zamanlı olarak paylaşılmazlar, aynı zamanda da kuşaklar boyu sürdürürler yaşamlarını. Çünkü gerçek müzikal formların zaman ve uzam üstü bir niteliği vardır.


Oysa pop müzik tıpkı kapitalist piyasanın diğer ürünleri gibi satışa çıkarılır, satın alınır, hızla tüketilir ve yenisi talep edilir. Ticari piyasaya hizmet eden bir ürünün de böyle olması kaçınılmazdır. Çünkü kapitalist piyasanın üreticisi ayakta kalmak zorundadır. Bunun için de seri üretim, seri tüketim ve böylece devam edip giden bir üretim ve tüketim ilişkisi.


Bu arada üretimin ve tüketimin sürekli kılınması, hatta artan bir ivmeyle sürekli kılınması için de tıpkı moda olgusunda olduğu gibi ürüne ufak tefek süslemelerin yapılması gerekir. Küçük değişiklikler, küçük farklılaştırmalar. İşte çoğu zaman pop müzikte yerel veya folk öğelerin kullanılması da bundan dolayıdır. Bir bakarsınız halk türkülerinden birtakım ezgisel motifler kullanılmakta, bir bakarsınız daha protest bir hava verilmekte. Bazen daha doğuya özgü, Farsiyan yada Arabiyan öğeler estirilmekte. Bazen pop müzik sanatçısı sahnede seslendirdiği parçayı oryantal dansla görselleştirmekte. Ama bütün bunlar sonuçta gerçek anlamda bir müzikal farklılık yaratmak için değil, piyasadaki satışı sağlamak adına yapılan atraksiyonlardır.


O halde Eruovision Şarkı Yarışması’nın ülkeler arasında müzik adına, müzikal kalite adına heyecan yaratması söz konusu değildir. Ki bu artık dünyaca da büyük ölçüde böyle bilinmeye de başlanmış olmalı ki artık ülkelerin gündemini, en azından bizim toplumumuzun gündemini artık eskisi kadar meşgul etmiyor, insanları televizyon ekranlarına kilitlemiyor.


Heyecan yapacak bir şey yok.


Çünkü ortada bir müzik yarışması falan yok.


O halde Hadise yarışmış, başkası yarışmış ne önemi var.


Ama yine de Hadise’ye başarılar.

Bu yazı toplam 547 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK YORUMLANANLAR