GÖZÜNÜ SEVDİĞİM
Yıl 1997 Espiye İlçe Halk Kütüphanesinde çalışan kütüphaneci arkadaşımı ziyarete gittim. Israrı üzere akşam yemeğine kaldım. Evine bir misafir daha davet etmişti. Tanıştık ve sofraya oturduk. Sofrada en leziz yemekler vardı. Ortalıkta da nur yüzlü bir erkek çocuk geziniyordu. Uysal, baba kuzusu bir ceylan. Çocuğun saçları altın sarısıydı. Nuruna nur katan belki de buydu. Çocuğa dikkatli bakınca bir gözünü bandajladıklarını gördüm. İçimde bir korku gayri ihtiyari babasına dönerek “ çocuğunuzun gözü” diyebildim. Anlatmaya başladı . Her bir sözü lokmaları boğazımda düğüm düğüm ediyor ancak baba metanetini kaybetmeyerek anlatmaya devam ediyordu. İşte böyle; “Bir gözünü kanser teşhisi nedeniyle aldılar”.Diyişini unutamam. Bir tanesinin gözünün alınması için hastanede imza attığı anları anlattı. Allah kimsenin başına vermesin. Dinlemek bile zor geldi bana ki yaşayana Allah sabırlar versin. Bir yıl sonra Şebinkarahisar’dan Espiye’ye tayinim çıktı. Espiye ye yerleşeli bir yıl olmamıştı ki bir gözü alınan çocuğun ölüm haberini duydum. Baş sağlığı için üç dört arkadaş Akçabat’a gittik. Çocuk öleli üç ay olmuş. Çalıştığı yerde ziyaret ettikten sonra öğlen arası bizi Akçaabat köftesi yedirmeden göndermeyeceğini söyledi. İsim yapmış bir köftecide oturduk ve bir taraftan anlatmaya başladı.
“Bir gözü alındıktan bir zaman sonra Kanser ikinci gözüne yayılmış. Yavrumun yaşayabilmesi için ikinci gözünün de alınması şartmış. Nasıl kıyardım yavruma ve nasıl kıymalarına izin verecektim ceylanımın bakışlarına… Yine lanet olası karar anı ve atılması gereken imza anı. Mecburdum. Belki kurtulurdu. “
Ameliyat günü gelmiş uzun bir hastane koridoru başında, dünyayı o ceylan bakışıyla son kez görecek olan oğlu babasını teselli ediyormuş. “ Üzülme Babacığım ben doktor amcayla gider ameliyatımı olurum ve gelirim”. Doktor Amca’nın elini sıkıca kavrayan nur yüzlü çocuk, uzun koridor boyu dönüp dönüp el sallayarak koridorun sonunda sola dönerek gözden kaybolmuş. Metanetini hiç kaybetmeyen, Allaha teslimiyette doruk noktasında olduğunu hissettiğim bu insan şöyle devam ediyordu. İkinci kez gözünün alınmasına imza atmam ile o koridorda elimi bırakıp doktorla gittiği anı hiç unutamam.
Ameliyattan sonra çok uzun yaşamamış, Allahın Rahmetiyle Cennetle müjdelendiği o mekana yolculanmıştı. Dünyaya cennet kokusuyla gelmişti ve Tüm sevdikleriyle o mis gibi kokan kokusuyla vedalaşmıştı.
Bekir SEÇİL