ANKET
Hangi Otobüs Firmasından Memnunsunuz
YAZARLAR
Hami YILDIRIM
Bekir Seçil
Mustafa Erdoğmuş
PİYASALAR
DOLAR
1,7615
EURO
2,3015
IMKB
60.675
HAVA DURUMU
Ankara -3 / 3 °C
İstanbul 4 / 8 °C
İzmir 3 / 10 °C
Aydın 2 / 11 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Erdoğmuş
ANNELER GÜNÜ VE ANNELERİMİZ
30.04.2010 21:12

Bilindiği gibi, dünyada her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü, anneler günü olarak kutlamaktadır. Kültürümüzle, uzaktan yakından pek ilgisi olmayan bu anneler gününün nereden kaynaklandığını araştırdığımızda şu bilgilerle karşılaşırız. Asıl mesleği öğretmenlik olan ve ABD' nin Philadelphia şehrinde yaşayan Anna Jarvis isimli bir hristiyan 9 Mayıs 1905 tarihinde 41 yaşındayken annesini kaybetmiş. Annesi hayattayken ona gereken ilgiyi gösteremediği için sürekli bunun ezikliğini duymuş. Annesinin ölümünden iki yıl sonra 1907 yılı Mayıs ayının ikinci Pazar günü, arkadaşlarını evine çağırmış ve hep birlikte annesini anmışlar. Anna Jarvis, bu duygular içinde bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk olarak ortaya atmış. Bu fikir, din adamları, kiliseler, devlet yetkilileri ve zengin iş adamları tarafından kabul görmüş. Daha sonra da, başta hristiyan ülkeler olmak üzere bütün ülkelerde her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü “anneler günü” olarak kutlanmaya  başlanmıştır. İşte anneler gününün öyküsü kısaca böyledir. Yani anneler günün hristiyani bir geleneğe dayanmaktadır.


Bugün anneler gününün amacına uygun olarak kutlandığını söyleyebilir miyiz? Bugünkü anneler günü kutlamalarının, anne sevgisinden ziyade, reklamlar ve çeşitli kampanyalarla tüketimi arttırarak daha çok para kazanmayı hedeflediği görülmektedir. Senenin bir gününde, annemizi hatırlayıp, diğer günler onun kapısını açmamak bizim kültürümüzle ve anlayışımızla zaten bağdaşmaz. Annelerimizi hatırlamak ve onlara hediye almak için illaki bir gün belirlemek gerekiyorsa o günlere bizim kültürümüzde çok rastlarız. Bizi birbirimize kenetleyen ve kaynaştıran, Cuma günlerimiz vardır, kandil gecelerimiz vardır, Ramazan ve Kurban Bayramlarımız vardır. O günlerde pekala annelerimizi ziyaret edip hayır dualarını alabiliriz. Arzu edersek bu günlerde hediyede alabiliriz. Kültür emperyalizminin etkisi ile batının gelenekleri, çeşitli etkinliklerle ve medya organları vasıtası ile bizlere hoş ve cazip gösterilmekte, kendi öz değerlerimiz ise maalesef giderek unutturulmaya çalışılmaktadır.

 

Anneler günü kutlamalarının toplumumuza bir faydası yoktur demek istemiyoruz. Ancak hristiyan kültürüne dayalı yılbaşı ve Noel baba gibi bu tür değerleri insanımıza güzel gösterip bunların evrensel hale getirilmesi bizleri düşündürmelidir. Anneler gününü vesile edip, senede bir gün dahi olsa kişinin annesini hatırlayıp bir hediye ile onun gönlünü alması tabi ki güzel bir davranıştır. Buna kimse karşı çıkmaz. Ancak, bundan daha güzel olanı da kişinin her gününü anneler günü bilip, anne sevgisini sürekli gönlünde taşıması, her fırsatta annesinin hal ve hatırını sorması ve onun ihtiyaçlarını gidermesidir. Bizim kültürümüzün anneye bakışı böyledir ve bizler de bu kültürün mirasçılarıyız. Bugün ülkemizde, bu güzel değerlerimizin yeniden canlandırılması için bazı kesimlerde ki gayretler bizleri sevindirirken, bazı kesimlerde de bu değerlerin her geçen gün kaybedildiğini görmek tabi ki bizleri üzmektedir.

Her yıl anneler günü geldiğinde annesini hatırlayıp sadece o gün annesi ile beraber olan, dini bayramlarımızda rezervasyon yaptırıp tatillere koşan, tatlılar ve kekler yaparak bayram sevincini evlatlarıyla birlikte paylaşmayı bekleyen annelerin umutlarını boşa çıkaran evlatların tutumları, bu kültürel değerlerimizin kaybedildiğinin bir sonucudur.

 

Anneler günü”ne böylece değindikten sonra yazımızın diğer esas konusu olan “annelerimiz” den bahsetmek istiyorum. Evet, en değerli varlığımız olan annelerimiz, bizleri dokuz ay karnında taşıyıp o alemde bizleri canıyla ve kanıyla besleyip sonra da dünyaya getirmişler. Uzun ve uykusuz gecelerde, sabahlara kadar beşiğimizi sallayarak ve kulağımıza ninniler söyleyerek türlü çeşit zahmetlerle bizleri büyütmüşlerdir.

 

Yaşadığımız dünyamızda, amca, dayı, teyze, yeğen ve kardeş çok vardır ama annelerimiz ise bir tanedir. Onlar, kalbimizin sönmeyen ateşidirler, yuvamızın tüten ocağıdırlar, evimizin çiçeğidirler. Bin bir çile ile bizleri dünyaya getirip büyüten, hep iyiliğimizi isteyen, yemeyip, yediren, giymeyip, giydiren, üzerimizde en çok hakkı ve emeği olan kadınlar annelerimizdir...

 

Yüzümüz karardığında yüreği yanan, hasretimize ağlayan, kaybedildiği zaman kıymetleri daha iyi anlaşılan,“dünyadaki varlıkların en mübâreği” olan kadınlar annelerimizdir...

 

Annelerimiz, sevgisini ve yüreğini hiçbir karşılık beklemeden evlatlarına vermişler ve Yüce Peygamberimiz tarafından da “Cennet annelerin Ayakları altındadır” diye övgüye mazhar olmuşlardır. Veysel Karani Hazretleri, kör ve aynı zamanda kötürüm olan annesine karşı göstermiş olduğu sevgisi, saygısı ve onun hizmetinde bir köle gibi bulunmuş olması dolayısı ile Allah'ın dostluğunu kazanmış ve zamanın en büyük evliyası olmuştur. Sevgili Peygamberimiz' de, her yıl Ramazan ayında Fatih'teki Hırka-i Şerif Camisinde ziyaret ettiğimiz mübarek hırkasını bu zata hediye ederek onu taltif etmişlerdir.

 

Bu örnekte Veysel Karani Hazretlerinin annesine karşı olan hizmetinin kendisini hangi mertebelere çıkardığını görmemiz, annelerimizin ne kadar mübarek bir kadın olduklarını bizlere gösterdiği gibi, “Cennet Annelerin ayağı altındadır” hadisi-i şerifinin de ne anlama geldiğini çok güzel açıklamaktadır. İşte yılda bir gününü değil, hayatının tamamını annelerine ayıran kişilerin mükafatı cennet olmaktadır. Annelerimiz bunun için de çok önemli ve değerlidirler.

 

“Yıllar boyu dolaştım, gönül ülkelerinde,

İnsanlığı aradım, insan gölgelerinde,

Riyasız dost aradım, bütün bir ömür boyu anam.

Sadece seni buldum seni, ey benim aziz anam. “

Ömer Hayyam'ın bu dörtlüğünde ifade edildiği gibi tek riyasız dost annelerimizdir. Sıkıntılarımızı anlayan, zor günlerimizde yanımızda olan onlardır. Hayatı bizim için yaşayan, en çekilmez çilelere ve her türlü zahmetlere bizim için katlanan, bizim için sevinen, bizim için gülen yine annelerimizdir.

 

Bir gün değil her canımız yandığında ve başımız her sıkıştığında imdadımıza koşan annelerimizdir. Bizim için duaya açtıkları ellerini indirmek istemeyen, daima bizim mutluluğumuzu isteyen, sesimizi duyan ve sesimize her zaman kulak veren kadınlar yine annelerimizdir.

 

Veysel Karani Hazretleri gibi kırk yıl onları sırtımızda taşısak, dünya nimetlerini onların önlerine sersek, bir günümüzü değil, bir ömrümüzü değil, bin ömrümüz olsa dahi onlara adasak yine de annelerimizin haklarını ödeyemeyiz...

 

Ne mutlu anne ve babalarını gönülden sevenlere, onlara içtenlikle hizmet edip hayır dualarını alıp, dünya ve ahiret mutluluğuna eren bahtiyar insanlara…

 

Her gününüz anneler günü olsun…   

Bu yazı toplam 613 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR