Türkiyedeki Yasakçı zihniyet ile İsviçre Arasında Ne Fark Var
Batılı devletleri hep özgürlükçü, çağdaş, demokratik, insan haklarına saygılı olarak tanımlayanlar birkez daha yanılgıya düşmüşlerdir. 11 Eylül'ün ardından Avrupa ülkelerinde başlayan İslam düşmanlığı, karikatur kriziyle patlak verirken, zaman zaman cami kundaklama, zaman zaman ev baskınlarına zaman zaman suikastlere varan saldırılarla devam etti. 11 Eylülden sonra Avrupada yaşana Müslümanlar istenmeyen adam ilan edildi ve Müslümanları hem hukuki yönden hem de yasa dışı yollarla baskı altına almaya başladılar. Birçok Avrupalı liderlerde İslam karşıtlığına destek vermesi Avrupa'da yaşayan Müslümanların birçok hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına neden oldu. Bunun en son örneği İsviçre'de yaşandı. Geçtiğimiz 29 Kasım 2009'da referanduma gidildi. Halkın yüzde 57,5'i minareli camiye hayır dedi. Bugün minereye karşı çıkanlar yarın camilere karşı çıkmayacağına kim garanti verebilir.
Danimarka'nın katiratur krizi, İsviçre'nin minare yapımına dur demesi, Hitler'i aratmayan, her fırsatta Türkleri aşağılamaktan çekinmeyen Sarkozy'nin bu yasağı savunması, Hollanda'da benzer bir girişimin son anda önlenmesi tüm bunlara bakıldığında Batının hak ve özgürlükler konusundaki iki yüzlüyüğünü ortaya koymakta. Yazımın başında da belirttiğim gibi Batılı devletleri hep özgürlükçü olarak tanımlayanlar bu olaylar karşısında ne söyleyeceklerini merak ediyorum.
* * * * *
Minare yasağı konusunda beklenmedik küresel krize yol açan ‹sviçre, krizi çözmek için İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy Rey, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'ndan yardım istemiş. Davutoğlu'da krizin bir an önce çüzülmesi için Rey'e tavsiyelerde bulunmuş. Rey'de, konunun öneminin farkında olduğunu belirterek, "Durumu düzeltme niyeti sezdim." demiş.
Rey kalkıpta “Yahu TANRI aşkına size ne oluyor. Siz önce kendinize bakın. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olduğunuzu söylüyorsunuzda kamusal alan, laiklik değip bayanların başörtüsüyle uğraşıyorsunuz. Bizde başörtüsüne savaş açanlar hıristiyan ya sizinkiler onlara ne demeli. Biz caminin miraresiyle uğraşırken sizler caminin içindeki cemeatlerin çeteresini çıkartıyorsunuz. TSK'da, kamu alanlarında, okullarda namaz kılanları irticacı damgası vuruyorsunuz bu da yetmiyormuş gibi , tüm hukuki yolları kapatarak kişilerin hak ve özgürlüklerini engelliyorsunuz. Biz minareyle uğraşırken Üçlü koalisyon hükümetiniz minareden çıkan sesin dışarıdaki vatandaşları rahatsız ettiği gerekçesiyle ezan sesinin kısılması için uğraştı. Yıllardır inim inim inlettiğiniz meslek liselerine ne demeli. Üstüne vazife olmayan Baro, Danıştay'a başvuyor, Danıştay'da eşitlik ilkesi yok diyerek milyonlarca öğrencinin hakkını gasp ediyor. Bu da yetmezmiş gibi YÖK'ün katsayı davasını Genelkurmay'ın takip etmesine ne demeli. Biz Hıristiyan bir ülkeyiz. Siz ise Müslüman bir ülke. Siz önce kendinize bakın.” deyiverseydi abaca biz ne cevap verecektik.