TRAFİK VE YETİM

Pencerenin  önündeyim. Koskoça bir binanın. Orta katında , sol köşeden güneye bakan odanın  camından   bakıyorum. Karadenizi bir ucdan bir uca bağlayan  Bölünmüş karayolun seyriyle meşgulüm.  Geçen arabaların omuzladığı yükün ağırlığı ile sürücülerin aceleci yapıları ve streslerini tekerlerden gelen uğultularda hissediyorum.                                                            Bölünmüş yollar  emniyetli yollardır. Fakat hızımızı alamadığımız,  dönüşlerden anayola girişlere tahammül edemediğimiz  bu yollar, bir mekandan öteki mekana ışınlama misali geçilen  köprüler gibidir. Kimi zaman gözümüzü açtığımız hastane odalarına geçiş köprüsü, kimi zamanda ahirete  uzanan  görülmez bir yol gibidir. Hasretiyle yandığımız sevdiklerimize kavuşmamızın da bir uzantısıdır yollar.  Yalnız bölünmüş yollar ayırmasın sevenleri, bölmesin aileleri dağıtmasın yuvaları. Saçı okşanacak yetimler olmasın. Yetimliğin ve öksüz olmanın ne demek olduğunu  yaşayarak değil, sadece okuyarak öğrensin tüm insanlık. Peygamber efendimizin hikayesi yetsin hepimize.  Sokaklara dökülelim ve saçı okşanacak yetim bulamayana kadar  tüm sokakları arşınlayalım. Özellikle trafik kazalarından meydana gelen aile dramlarını rafa kaldırıp,  yeni başlangıçlara yelken açalım. EVET Ne diyeyim. O kadar gözümü korkuttu  ki  trafik sonunda bana da yelken açtırdı.

Yazar: Bekir Seçil
http://www.sebinhaber.com/ sitesinden 07.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.