Şebinkarahisar Suşehri Kardeşliği

ŞEBİNKARAHİSAR SUŞEHRİ KARDEŞLİĞİ YA DA

KELKİT VADİSİNİN GEÇMİŞİ - GELECEĞİ

 

Tarihimiz bir, kaderimiz bir. Geçmişimiz bir, geleceğimizde bir olacak.

Kimden mi bahsediyorum? Tabiî ki bu gün tam altı parçaya bölünmüş Kelkit Vadisinden. Sivas, Giresun, Erzincan, Gümüşhane, Ordu ve Tokat. Bir değil iki değil tam altı parçaya bölmüşler vadimizi. Tıpkı bir yiğidi pusuya düşürüp arkadan hançerlercesine…

 

Bir Yiğit Vardı..

bir yiğit vardı gömdüler şu karşı ki bayıra
arkadan kefenini gömleğini soydular
aman kalkar deyip üstüne taşlar koydular
bir yiğit vardı gömdüler şu karşı ki bayıra

ses ver yiğidim ses ver yoksa beni duymuyor musun?
asırlar var ki hep hayalinle oynaşıyorum
kalkıp geleceğin ümidiyle yaşıyorum
ses ver yiğidim ses ver yoksa beni duymuyor musun?

her tarafta harab eller baykuşlara bayram
köprüler yıkılmış ve yollar yolcusuz
gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler susuz
her tarafta harab eller baykuşlara bayram

tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril gel
beyaz atın üzerinde bir sabah erken
gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken
tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril gel

 

Hem öyle bir bölünüş ki bu, tekrar ayağa kalkma ihtimaline karşılık elini ayağını kırmışlar, dişini tırnağını sökmüşler bu yiğidin… Aslında vilayet hakkı yalnızca Şebinkarahisar'ın değil, bütün Kelkit Vadisinin elinden alınmıştır. Yalnızca Şebinkarahisar değil bütün vadi cezalandırılmıştır.

Ama unuttukları bir şey var “Yiğit düştüğü yerden kalkar

Neden mi söylüyoruz bunları? Çünkü bu bir esarettir. Bütün bir vadinin esaretidir. Esaretin bedeli vadide yaşayan bütün insanlar için çok ağır olmuştur. Bu gün Kelkit vadisi dışında, hali hazırda vadide yaşayan nüfusun 15 - 20 katı insan vadi dışında yaşıyorsa bundan daha ağır bedel olabilir mi? Vadide yaşayan insanımız halen işsiz, fakir, yoksul ve sahipsizse bundan daha ağır bir bedel olabilir mi?

Dostlar girişte söyledim, bir kez daha söylüyorum. Tarihimiz birdi, kaderimiz bir. Geçmişimiz birdi, geleceğimizde bir olacaktır. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum ki; Suni duvarlar ve sınırlar Suşehri'ni Şebinkarahisar'dan, Gölova'yı Akıncılar'dan, Koyulhisar'ı Mesudiye'den, Refahiye'yi Alucra'dan ayıramaz. Zira bizim dilimiz, kültürümüz, ananemiz, geleneğimiz, göreneğimiz, yemeğimiz, içmeğimiz, yaylağımız, kışlağımız birdir. Yıllarca köyden köye kız alıp kız vermişiz. Size şu anda bile sadece bizim köyde gelin olmuş Suşehrili onlarca isim sayabilirim. Hiç birinin gerçek adını da bilmem. Zira biz onları Arpacılı abla, Çakırlılı abla, Sökünlü abla, Mehniyerli abla, Zıdanalı abla olarak tanıdık. Eminim sizde köylerinizde Dumanlı abla, Güvercinlikli abla, Tepeltepeli abla, Yumurcaktaşlı ablalar tanımışsınız ve onun elinden ekmek yemiş, beklide göğsünden süt emmişsinizdir.

Geçmişte bu kardeşlik destanları yazılırken, bu gün ne oluyor da bir Şebinkarahisarlı Facebook da bir Suşehri sayfasına üye olduğunda yada  “KILIÇKAYA BARAJI VE ÇEVRE İLÇELERİ YAZ ŞENLİĞİadlı bir sayfada bu isim altında bir şenlik teklifi yaptığımızda aynen şu yorum yazılabiliyor bir kardeşimiz tarafından:

pardon da burda şebinkarahibar'ın isminin yazması abesle iştigal gibi geldi bana.. neticede suşehrine yakın olabilir ama giresunun ilçesi... sivasın o kadar ilçesi varken şebinkarahisara mı kaldı etkinliği düzenlemek...” 

Maalesef iki taraf içinde söylüyorum ki bu atılan düşmanlık tohumlarının neticesidir. Eminim aynı düşmanlık hisleri ile dolu Şebinkarahisarlılar da vardır. Bu nefret tohumlarını sevgi tohumlarına dönüştürmek zorundayız sevgili dostlarım.

 

Vadinin neresinden olursa olsun “Cıngıllı” mı duyup da yerinde oturabilen bir insan düşünebiliyor musunuz? Biz et ve kemik gibi birbirimize sımsıkı sarılmışız. Vadide doğup büyüyen ya da o toprağın havasını teneffüs edip, suyunu içen, horonunu oynayıp kuru ekmeğini yiyen hiç kimse Şiran'ı Karahisar'dan, Suşehri'ni Mesudiye'den, Alucra'yı Refahiye'den ayrı tutamaz. Değil mi ki büyük sanatçımız Mustafa Küçük “Köse dağı derler büyük manzara – Bir yanı Suşehri bir yanı zara” dediğinde hepimizin burnunun direkleri sızlıyor. Yada Nazmi Can o yanık sesiyle “Kız sen beni Gareysardan kovdurursun can can saru gelin” dediğinde nasılda hepimizin gönül tellerini titretiyor. Burada yerel sanatçıların Kelkit Vadisinin birliğine bütünlüğüne yaptıkları katkıyla ilgili birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim. Bu sanatçılarımızın türküleriyle Kelkit Vadisine yaptıkları olumlu katkıyı başka hiç kimse başaramazdı. Bir Nurettin Bay'ın yada Mustafa Küçük'ün hemen hemen Kelkit vadisinin her ilçesine türkü yakmaları, hakikaten takdire şayan bir birlik beraberlik tesisinin gözle görülemeyen taraflarıdır. Her birinin bir “Akıncıların Gülü, Mesudiye Meletli, Çamoluk güzelleri, Alucara diki” gibi çalışmaları birlik ve beraberliğin çimentosu, çakıltaşlarıdır.

 Kelkit Vadisi bir ve bütün olmadığı müddetçe ezilmeye, yok olmaya, küçük kalmaya, güdülmeye, oyları ile kendilerinin dışındaki, merkezlerdeki adayları milletvekili seçmeye mahkumdurlar. Söyler misiniz bana cumhuriyet tarihinde parlamenter sisteme geçildi geçileli Kelkit Vadisinden kaç milletvekili parlamentoya girerek vadinin çıkarı için küçücük bir adım atmıştır. Hani nerede fabrikalar, sanayi tesisleri, üretim istasyonları. 70 yıldır vadide tarımda, hayvancılıkta, sanayide, turizmde, yada her hangi bir iş kolunda nasıl bir gelişme ilerleme olmuştur. Ne yazık ki Kelkit vadisi bölündüğünden bu yana vadi insanı kaderine terk edilmiştir. Aç, işsiz, aşsız kalan insanımız çareyi doğup büyüdüğü toprakları terk etmekte bulmuştur. Gurbet ellerde aç susuz, karın tokluğuna çalışmak zorunda bırakılmıştır. Belki bu günün gençleri bunu anlayamazlar. Çünkü babalar bu gençlerin yerine aç kaldı, açıkta kaldı, gece demeden gündüz demeden çalıştı çabaladı, çoluğuna çocuğuna iyi bir gelecek bırakmak için ömründen verdi, sağlığından verdi, dişinden artırdı, tırnağından artırdı ve onlara güzel bir gelecek hazırladı. Aslında bu gelecek babalarımızın tükettikleri ömrün, yitirdikleri sağlığın umut ve hayallerin karşılığıydı.

Belki biz görmeyeceğiz ama çocuklarımızın günün birinde bunu mutlaka ama mutlaka başaracağına adım gibi eminim ben. Vadinin çocukları günün birinde Kılıçkaya'nın kenarında Kösedağı'nda, Tutak'ın dibinde, Sarıçiçek Yaylası'nda, Karagöl'de, Aktepe'lerin üzerinde kolkola halay çekecekler, “cıngıllım püsküllüm” diyecekler.

 Ey Akıncılarlı, Çamoluklu, Gölovalı, Suşehrili, Şebinkarahisarlı, Alucralı, Koyulhisarlı, Mesudiyeli, Refahiyeli, Reşadiyeli, Şiranlı kardeşim, siz bütün tarih boyunca bir ve beraber oldunuz. Hiç kimse size yan gözle bakamadı. Kelkit vadisi bütün Anadolu Türk Tarihi boyunca beklide işgale hiç uğramayan, nüfus sirkilasyonu olmayan, o nedenledir ki Anadolu'da Yunus Emre Türkçesinin en berrak, en temiz, en yalın konuşulduğu memlekettir.

Birileri suni / yapmacık Şebinkarahisar - Suşehri çekişmesi ile sizleri biribirinize düşman etmeye kalkışıyor olabilirler. Ne olur bu oyuna gelmeyelim. Birliğimizi beraberliğimizi bozmayalım. Bu gün Şebinkarahisar'ın vilayet olması için kanun teklifi verenler aslında Şebinkarahisar'a iyilik yaptıklarını düşünüyorlar. Kusura bakmasınlar ama uyduruktan iki ilçe ile Kelkit Vadisini il yaptırmayı başaracaklarını sanıyorlarsa bence yanılıyorlar. Öte yandan üç buçuk ilçe ilede Suşehri'ni il yapsınlar olsun bitsin öyle mi? Hayır arkadaşlar hiçbir zaman iki fındık bir ceviz etmez. Ben Şebinkarahisar'ı uyduruktan iki ilçe ile küçücük bir vilayet olarak görmek istemiyorum. Şebinkarahisar Suşehri ile elele birlikte olmalıdır vilayetlik mücadelesinde. Şebinkarahisar'ın vilayet olması için kanun teklifi veren sayın milletvekilimiz inanıyorum ki son derece samimidir. Ancak sonucu baştan belli bu tip hareketler sempati değil anti pati kazandırır. Vadide yaşayan insanları biribirine düşman eder. Biz bu sağlıksız girişimlere daha öncede şahit olduk ve beklide kendimizle dalga geçilmesine vesile olduk.  Ancak bu gün bu hareketin sonuçlarına baktığımızda durumun düşündükleri gibi olmadığını görürüz. Bu girişimin vadi insanını bir birine düşman etmekten başka bir işe yaramadığını aklı başında olan herkes fark eder. Küçük olsun benim olsun mantığı yerine bir beraber ve daha güçlü olmalıyız mantığı ile hareket etmeliyiz. Aynı şey Suşehri içinde geçerlidir. Suşehri'siz bir Şebinkarahisar kör, sağır, dilsiz Şebinkarahisar'sız bir Suşehri topal, kolsuz ve bacaksızdır. Şebinkarahisar Suşehri'nin yürüyen ayağı tutan eli, Suşehri Şebinkarahisar'ın gören gözü konuşan dili olmalıdır. İl olunacaksa birlikte olunmalıdır. Birlikte il olmayan Vadi (Şebinkarahisar – Suşehri) Alucra'sı ile, Çamoluk'u, Gölova'sı, Şiran'ı, Refahiye'si, Akıncılar'ı, Koyulhisarı, Reşadiye'si, Mesudiye'si ile ebediyen diri diri toprağın altına gömülüyor demektir.

Bu gün ki sun'i sınırlar sonradan çizilmiş uydurulmuş sınırlardır. Tarihte hiçbir zaman Kelkit vadisi biribirinden ayrı olmamıştır. Suşehri bütün tarih boyunca Şebinkarahisar'ın çok önemli bir parçası olagelmiştir. Sadece Suşehri değil bütün Kelkit vadisi Klekit Vadisinden yönetilmiştir. Nasıl ki Şebinkarahisar'ın Giresun'a bağlanması zorlama bir kararsa, Suşehri'nin de Sivas'a bağlanması o kadar zorlama bir karardır. Aynı şey Koyulhisar içinde, Mesudiye içinde, Refahiye içinde geçerli bir karardır. Bu gün Suşehri'nin birçok köyünün hala Şebinkarahisar yaylalarına çıkmasının anlamı nedir sizce? Bunu bilmeyenler yada buna inanmayanlar Çakırlı'lı, Işıklar'lı, Mehniyer'li, Türkmenler'li, Gözköy'lü ve adını hatırlamadığım bir çok köyden Şebinkarahisar yaylalarına gelen kardeşlerimize sorabilirler.

19 Mayısta geleneksel hale getirilen Şebinkarahisar buluşmasında Şebinkarahisarlı Dernek Başkanlarını köyümde misafir ettim. Duman Köyünü ilk kez gören Dermek başkanları şaşkınlıklarını gizleyemediler. Hemen oracıkta ardı ardına bir sürü teklifte bulundular. “Sayın başkan bu ne müthiş bir doğa, bu ne güzel tabiat, bu güzellikleri değerlendirmemek büyük talihsizlik” dediler. Çünkü önde çarşaf gibi bir baraj gölü, arkada hakikaten adına yakışır bir Kılıçkaya, yemyeşil henüz bozulmamış bir çevre muhteşem bir görsel güzellik sunuyor insanlara. Hele barajdan çıkan Yayın balığının tadı bu güzelliğin üzerine tuz biber oluyor. Bu güzellik karşısında kafalarda şekillenen düşünceler hemen somut tekliflere dönüşüyor. İlk teklif bir medya mensubu kardeşimizden geliyor. Dikkatle not ediyorum.

İşte teklif: "Rahmetli Recep Yazıcıoğlu'nun Vali olduğu Erzincan''da baraj gölünde yaptığı Dillere destan turizm etkinlikleri Kılıçkaya barajında neden olmasın. Bu beklide Şebinkarahisar Suşehri kardeşliğinin ilk adımı olur. GAYRET SİZLERDEN GELECEK.. Selamlar" Bir başka teklif: "Benim kişisel fikrim, Ulusal bir Turizm şenliği tüm Türkiye'nin gündemine taşınır. Bu konuda Turizm bakanlığının tanıtım destekleri var. Tabi bu arada Suşehri Belediyesi ve Kaymakamlığı, Şebinkarahisar Belediyesi ve Kaymakamlığı muhakkak destek verecektir. HAYDİ KILIÇKAYA BARAJI VE ÇEVRE KÖYLERİ TURİZM ATAĞINI BAŞLATIN..."  Beklide bu Turizm hareketi Kelkit Vadisinin kalkınma hamlesinin en önemli ayaklarından birisini oluşturacaktır.

Bende buradan Suşehri ve Şebinkarahisar'ın Kaymakam ve Belediye Başkanlarına açık çağrıda bulunuyorum. Sizde bir ucundan tutmalısınız bu somut tekliflerin. Sizler önümüze düşün, emin olun arkanızdan milyonlar yürüyecektir. Kelkit Vadisi “I. KILIÇKAYA BARAJI VE ÇEVRE İLÇELERİ YAZ ŞENLİĞİadı altında ilki 2011'de olmak üzere başlatmak için girişimlerde bulunalım. Sevgili Şebinkarahisar kaymakamım sizleri tanıdığım için bu projeyi hayata geçirmek için ilk adımı sizin atmanızı bekliyorum. Suşehri size bir telefon kadar uzakta, bir öğlen yemeği kadar yakında. Haydi sayın kaymakamım ilk hareketi siz başlatın. Bu güzellik sizden sonra Kelkit Vadisine bırakabileceğiniz en büyük eser olacaktır.

Kelkit Vadisi kültürlerin ve coğrafyaların geçiş noktasıdır. Vadide hem Karadeniz ikliminin, hem İç Anadolu ikliminin, Hem Doğu Anadolu ikliminin hem de Orta Anadolu ve Orta Karadeniz ikliminin özelliklerini görebilirsiniz. Yine aynı şekilde bütün Türkiye'de yalnızca Kelkit vadisinde Davul-zurna, Kemençe ve Tulumu bir arada görebilirsiniz. Bu müthiş bir kültürel zenginlik göstergesidir. Bu kültürü yaşatmak hepimizin görevi olmalıdır. Son olarak Kılıçkaya Barajı ve çevresi muhteşem doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir cennet gibi aslında. Ancak ne hikmetse elimizdeki değerlerin kıymetini bilmiyoruz.

Kelkit Vadisini bir ve bütün görme dualarımla…

                                                                                              Süreyya AYDIN

                                                                                               Eğitimci – Yazar

Yazar: Süreyya Aydın
http://www.sebinhaber.com/ sitesinden 23.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.