EVLİLİĞE HAZIRMISINIZ?
Zeynel 22 yaşına basmıştı. Askerliğini yapalı çok olmamıştı. Evde dönüp dolaşıp konuşulan konu Zeynel’in evlenme zamanının geldiği konusunda düğümlenmekteydi. Memleketinde evlenecek kız kalmamış gibi Sakarya’daki tanış ve akrabalar bile Zeynel’e birini önermekteydi. “Kafama uygun kız yok bu gidişle ya evde kalırım ya da anamın ısrarı ile görücü usulü evlenirim” diye gayri ihtiyari düşünmüştü. Ancak evleneceğim kızda hangi kriterleri aramalıyım. Kendi kriterlerimi bilmiyorum ki aradığım kızdaki kriterleri belirleyeyim deyip kendini sorgulamaya başladı.
İçki içmiyor, kumar oynamıyor, hovardalıktan da hoşlanmıyordu. Evlilik programlarında evlenmek için çoğunlukla bu meziyetleri taşımak yetiyordu. Bu davranışlar bu programlarda o kadar önemseniyordu ki olması gereken davranışlar değil de bulunmayan Hint kumaşı gibi anlatılıyordu. Toplumun suç potansiyeli haline gelmesi, aile içi şiddet ve boşanmalarda meydana gelen artmaların sebebi yoksa bu üç meziyetin yitirilmesi ile alakalımıydı. Güzel davranışlar olabilirdi ama üstünlük değildi. Beni diğer erkek adaylarından farklı kılan yaradılıştan gelen fiziki yapımda olmamalıydı. Beni farklı kılan nedir? Bu soru kafasını sürekli kurcalıyordu. Bu düşüncelere cevap bulmak üzere halk kütüphanesine gitti. Evlilik, Kişisel gelişim, İslam’da ve Türk kültüründe aile konularında ne kadar kitap dergi varsa gözden geçirdi. İnternet bölümünde saatlerce konu taraması yaptı. Araştırması tam dokuz ay sürmüştü. Bu süre zarfında Zeynel’in dikkatini çeken kitaplardan biride Münir Arıkan’ın “Aile Zekası FIQ “ olmuştu. Hayat yayınlarından çıkmış bu eser evlilik öncesi kişinin kendisine sorması gereken soruları çok net belirlemiş, cevaplarını da bir fanusta sunmuştu sanki. Yazar önsözünde şöyle diyordu “ Değerli okurum, Bu kitabı alarak Kendine, Gelecekteki müstakbel eşine, sözlüne nişanlına yada şu anda evli olduğun eşine, çocuklarına Akrabalarına Onlarla daha kaliteli iletişim kurma adına mükemmel bir yatırım yapmış oluyorsun. Aile içerisinde birbiri için bir ömür törpüsü olmak yerine; varlığıyla gurur duyulan, yokluğu aranan ve gittiği her yere neşe saçan bir akraba olmanın verdiği mutluluktan daha büyük ne olabilir. Aile zekasının tüm unsurlarına dikkat ederek; ne zaman, nerede ve ne şekilde davranması gerektiğini bilen bir kişi olacaksın.” Zeynel işte böyle biri olmak ve bunun içinde kendini anlayacak bir eş bir sırdaş arıyordu.
Önemli konular aceleye getirilmemeliydi ve Zeynel bunu çok iyi biliyordu. Bu konuyu araştırmadan önce ne kadar yavan bir kişi, olduğunu anlıyordu artık. Mutlu olabilmek üstüne yazılmış yaşanmış binlerce konuyla karşılaşmış her birinde defalarca kendini bulmuştu. Aile Zekası adlı kitabın sonundaki “ Eş seçiminde dikkat edilmesi gereken unsurları” evlenmeyi düşündüğü adaylar üzerinde değerlendiriyor en isabetli eş seçimi için elinden geleni yapıyordu. İnsanlar araba seçerken gösterdiği hassasiyeti eş seçiminde gösterselerdi bu kadar boşanma olmazdı diye düşünüyor, bu kutsal yuvanın temellerini sağlam atmak için elinden geleni yapıyordu.
Biliyordu ki kaderinin yazgısı bir yerlerde onu bekliyordu. Mevlana’nın dediği gibi “ her insan keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Keşfetmenizi ona değer vermenizi bekler.” Zeynel karşılaşacağı o günü bekliyordu. O gün elbet o hazineyi fark edecek ve birlikte mutluluk kapısını aralayacaktır.
Zeynel Aile zekası adlı kitabı ilk gördüğü anda dikkatini çekmiş, kütüphanedeki köşesine çekilerek, Okumaya başladığında kitabın arasında küçük kağıtlara yazılmış birçok not bulmuştu. Mutluluk iletişim evlilik gibi konularda çok özel ve anlamlı notlardı bunlar. Yazıdaki itina bir bayan hassasiyetini ve narinliğini hissettiriyordu. O kadar çok not vardı ki notları okudukça bu kişiye karşı hayranlığı artıyordu. Bu kitap kendini etkilemişti. Kitabı daha önce başkalarının da okuyup etkilendiğini bilmek daha etkilemişti. Notlardan birinin altında e- mail adresi yazılıydı. Zeynel bu e- mail adresiyle iletişim kurmak için hayli zaman uğraştı. Bir aydır giriş kabul edilmiyordu. Son denemesinde kabul edildiğinde çok şaşırmıştı. Direk konuya girdi. Kütüphanede okuduğu kitaplar arasındaki notlar sayesinde ona ulaştığını, aldığı notlar karşısında çok etkilendiğini yazdı. konuşulmaya değer bulduğu her konudan bahsediyor, okuduğu kitaplardan örnekler vererek karşısındaki bayanı tanımaya çalışıyordu. İsminin Filiz olduğunu yazmıştı. Filiz’in resim, adres, telefon bilgisi vermeme gibi katı kuralları vardı. Ne Zeynel’inkini kabul ediyor nede kendisininkini veriyordu. Karşılıklı tanışmaya da yanaşmıyordu. Ancak, bayanın yazdıkları öyle güzel söz ve ifadelerle doluydu ki, Zeynel her yazışmalarında biraz daha etkileniyordu. Hisleri karşılıklıydı. Bir yıl boyunca binlerce kez yazıştılar. Zeynel son yazışmasında görüşmek isteğini yineledi. Bu kez Filiz buluşmayı kabul etmişti. Zeynel’in içi içine sığmıyor karşılaşacağı günün hayalini kuruyordu. Zeynel: “resmini gönder ki seni tanımakta zorlanmayayım” dedi. Filiz; “yakama takacağım bir çiçek beni tanıman için yeterli. Resmin ne önemi var önemli olan kalplerimiz değil mi?” Dedi. Yakasında çiçek elinde birkaç kitapla kafeteryaya gelen Zeynel, yüreğine aşık olduğu Filiziyle karşılaştığında hiç şaşırmadı. Çünkü ruhunun güzelliği gözlerinde okunan bu insanla evlenmeye çok önceden karar vermişti .
Zeynel şimdi Otuz yaşında evleneli beş yıl oldu. Yanında dört yaşında bir oğlu, altı aylık nur topu gibi bir kızı ve hayatım geleceğim, kalbimin prensesi, yaşamımda en büyük desteğim dediği eşi ile mutlu bir hayat sürmektedir. Zeynel’e ve bu yazıyı okuyan tüm evli çiftlere ömür boyu mutluluklar diler, saygılarımı sunarım.
Bekir SEÇİL