ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ DEĞİL TÜM TÜRKİYE'Yİ YAKIYOR ARTIK.
ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ DEĞİL TÜM TÜRKİYE'Yİ YAKIYOR ARTIK.
Son birkaç ay içerisinde Ülkemizde öyle baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor ki inanın ne olup bittiğini anlamakta zorlanıyoruz. Türkiye hem Orta Doğu'nun karmaşık ve kırılgan yapının eşiğinde hem Irak bataklığının yanı başında hem ABD-İran-İsrail restleşmesinin arasında hem patlamaya hazır volkan gibi duran Balkanlara komşu hem Ermeni lobisinin kıskacında. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum itibariyle ister istemez hep sorunlar yumağının içinde olmak zorunda kalıyor.
Orta Doğu'nun tek hakimi olduğunu hem eylem hem de söylemleriyle dile getiren İsrail alçak koltuk olayı ile baş gösteren kriz Mavi Marmara gemisinde yaptığı katliam Türkiye ile İsrail ilişkilerini bitirme noktasına getirdi. Özellikle Mavi Marmara gemisinde 9 vatandaşımınız şehit edilmesi hükümetin yanında Türkiye'de ve kamuoyunda çok sert tepkilere neden oldu. Türkiye Uluslar arası arenada İsrailin yaptığı bu vahşetin cezasız kalmaması için girişimlerde bulundu.
Bir başka gelişme ise Türkiye ve Brezilya İran'la Uranyum takas anlaşması imzalamasıydı.
Bu anlaşmayı tanımayan ABD, BM'den Türkiye ve Brezilya'nın hayır oyuna karşılık BM'den İran'a yaptırım kararı çıkardı.
İsraille son gemi baskını ve Brezilya ile İran'a yaptırım kararında hayır oyunun kullanılmasının akabinde tırmanan PKK saldırılarının sonucunda verilen şehitler.
İsrail siz PKK terör örgütü diyorsanız biz de Hamas için aynısını diyoruz. Sizler Hamasa yardım ederseniz bizde PKK'ya yardım ederiz. Terör örgütü için ülkeye savaş açar o ülkeyi (Lübnan) yerle bir ederiz. Gemiye'de baskın yaparız. Hamas terör örgütüdür. Ona destek verenlere karşı bizde aynı tepkiyi veririz demiyor mu? Bunun en kanıt örneği İsrail Kuzey Irakta PKKlıları eğittiği değil mi?
ABD cephesinde ise 1 Mart Tezkeresi ABD ye rağmen reddedildi. Bunun soncunda daha sonra "Çuval" olayı gerçekleşti. Şimdi ise Türkiye'nin İran'a yaptırıma "Hayır" demesinin sonucunda onlarca kınalı kuzulu şehitlerimizi vatan toprağına emanet ediyoruz. Arkada ise gözü yaşlı anneler, babalar, eşler çocuklar bırakıyoruz.
Dış olaylar karşısında birilerinin pofpoflamasıyla aslan kesilirken, kendi içimizde kanayan yaramızı tedavi etmek için aciz kalıyoruz. Biz tarihteki vazifemizi yapıyoruz diyerek artık çocuklar katledilmesin, artık evleri başlarına yıkılmasın, artık insanlar tankların paletleri altında ezilmesin deyip kol kanat gerdiğimiz kanatlarımız sahipsizlikten, birlik ve beraber olmayışımızdan bomboş kalıyor. Daha kötüsü ne biliyormusunuz arkadan kalleşçe vuruluyoruz. Sen büyüksün, sen tüm bölgenin liderisin, sen şusun sen busun, biz yapamıyoruz ancak ve ancak siz yaparsınız diyerek hep bizi ön mevzilere sürülmek.
Tamam tarihteki vazifemizi yapalım da kendi akrabası, kendi kandaşı ve yoldaşı sahip çıkmıyor hatta sahip çıkanlara da zarar veriyorsa burada bizim suçumuz ne? Kınalı kuzuların, gözü yaşlı, ciğerleri yanan annelerin suçu ne? Türkiye'min suçu ne?
Yukarıda da belirttiğim gibi Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum itibariyle ABD olsun İsrail olsun, Avrupa olsun, Rusya olsun o bölgede ekonomisiyle güçlü, demokrasiyle güçlü, maneviyatıyla güçlü sorunsuz bir TÜRKİYE İSTEMİYORLAR / İSTEMEZLER. Onun için bu devletler kendi çıkarları doğrultusunda PKK'yı desteklemeye devam edeceklerdir. kendi bekaları için desteklemek zorundalar. Her yerde barış ve sükün tezahur etse elindeki süper kopraları, heronları, misket bombalarını tankları topları, uçak savarları kimlere satacaklar öyle değil mi?
Artık bıçak kemiğe dayandı. Her gün Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen şehit haberleri insanlarımızın moralini bozmaya başladı. Gencinden yaşlısına herkes yeter artık bu kadar şehit, yeter artık dökülen göz yaşı diyor. Ey siyasi irade daha ne kadar oy avcılığı yapacaksınız. Daha ne kadar verilen şehitlere duyarsız kalacaksınız. Yükselen seslere karşı kulaklarınızı tıkayacaksınız.
Allah aşkına bu kadar mı zor bir araya gelip ülkemizin belası olan PKK için çözüm üretmek, çözüm ünerileri sunmak? Bırakın artık o benim makamıma gelsin ben onun mekanına gitmem laflarını. Ne olur Allah aşkına bırakın artık siyasi söylemlerinizi. Ateş düştüğü yeri yakmıyor artık. Ateş tüm Türkiye'yi yakıyor.
Yazar: Vedat Yavuz
http://www.sebinhaber.com/ sitesinden 23.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.