ŞEBİNKARAHİSAR HABER PORTALI

Şebinkarahisar ve Yöresinin Haber Portalı

Cuma, 04 Temmuz 2008
Ana Menü
Şebinhaber Anasayfa
Şebin Haber Bülten
Güven Gürbüz Yazıları
Haber Sayfasi / RADYO
Memleket Linkleri
Bize Ulaşın
Haber Arama
Dilek ve Temenniler
Şebinhaber Ailesi
Haber Arşivi
Hatırlatırız

1933 Yılında il'lik hakkı elinden alınan ilçelerin, günümüze gelindiğinde hepsinin il'lik haklarının yasalarla geri iade edildiği görülür. SADECE ŞEBiNKARAHiSAR hariç. NEDEN? Bu hakkını iade-i itibar meselesi yapan Şebinkarahisarlılar 75 yıldır bu hakkın kendilerine iadesini talep ediyor..

Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Syndicate
Şebinhaber Anasayfa
"TARIM EKONOMİSİ" SUNUMU YAPILDI PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazar Şebinajans   
Cumartesi, 10 Mayıs 2008
"http://ziraat.comu.edu.tr/bolumler/Tarim_eko/images/j0198342%5B1%5D.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Atatürkçü Düşünce Derneği(ADD) Şebinkarahisar Şubesi ile Şebinkarahisar MYO Atatürkçü Düşünce Topluluğunun(ADT) birlikte düzenlediği, 15 günde bir yapılan söyleşiler çerçevesinde 8 Mayıs 2008 Perşembe günü saat 18:00’de son zamanlarda pirinçle başlayıp diğer baklagillere yansıyan fiyat yükselişleri, desteklemeler, genetiği değiştirilmiş organizmalar gibi konular meslek mensupları, oda temsilcileri ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşti.
 Öğr. Gör. Zekai ŞENOL “Tarım Ekonomisi” başlıklı sunumunda; “Son zamanlarda Türkiye’de ve Dünyada Baklagillerde görülen fiyat hareketlilikleri rakamsal olarak ifade ederek finansal piyasalarda dolaşan fonların bir kısmının ABD’de yaşanan mortgage krizi ile menkul kıymetlerden emtia(mal) piyasalarına geçtiğini, bu fonların yapısı gereği spekülatif özellikler sergilediğini, bunun fiyatları yukarıya doğru yönelttiğini ifade etti. ŞENOL konuşmasının devamında “ son 10 yılda ülkemizde kullanan tarım alanında yaklaşık 1 milyon hektar azalış olmuştur. Baklagiller üretimi 1990’lı yıllardan itibaren kademeli olarak azalmakta ve bu azalış devam etmektedir. Ülke nüfusu artarken tarım üretimi azalmakta, ihtiyaç duyulan gıda malzemeleri için her geçen gün daha fazla ithalat yapılmaktadır. 1988’li yıllara kadar Türkiye kendi başına gıda ihtiyacını karşılayabilen yedi ülkeden biriyken bu özelliğimizi bugün yitirmiş durumdayız. Ülke nüfusumuz gittikçe daha fazla ithal gıda maddeleri tüketmektedirler, dış ticaretimizde, tarım istatistiklerinde daha fazla açık vermekteyiz,  mevcut kaynaklarımızı halkımızı beslemek için ithalatçıya verirken, tarım alanlarımızı atıl durumda bırakıyoruz.
 Cumhuriyetle yaşıt Kamu İktisadi Teşebbüsler (KİT), tarım ürünlerinin teşvik edilmesi, alımı, işlenmesi ve piyasa oluşumu gibi konularda etkin bir role sahipken, bu kuruluşları serbest piyasa koşullarını engellediği, üretici gelirlerinde istikrarsızlık yarattığı, kamuya yük getirdiği gibi nedenlerle elden çıkararak, böyle imkânlarımızı yitirmiş durumdayız.  Desteklemeler, teşvikler, yardımlar, genellikle ürüne, kaliteye, teknolojiye, istihdama yönelik olmalıyken Doğrudan Gelir Desteği (DOGED) üretimle ilişki kurulmadığından, eksin-ekmesin tarlası olan herkese sosyal destek niteliği kazanmıştır. DOGED mülkiyet esaslı olduğundan iddiaların aksine arazisi olmayan yoksul köylüye daha az ulaşmış, daha az yarar sağlamıştır. DOGED ödemelerinin yarısı, çiftçilerin yüzde 17’sini oluşturan 100 dekardan daha büyük arazi sahiplerine gitmektedir. Diğer yarısını ise çiftçilerin yüzde 83’ü paylaşmaktadır.” Dedi.
 Öğr. Gör Sanem BULAM ise AB-Türkiye ortak tarım politikası, organik tarım ve genetiği değiştirilmiş organizmalardan bahsetti.
 BULAM sunumunda “üye ülkeler tarafından uyulması zorunlu olan bir Ortak Tarım Politikası (OTP) İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan kıtlık endişesinin yanı sıra, savaş sonrasında Avrupa Birliği (AB) aktif nüfusunun çok önemli bir bölümünü oluşturan tarım sektörü çalışanlarının gelir düzeylerinin korunması ve üyelerin ulusal tarım politikaları arasındaki farklılıkların giderilmesi zorunluluğu Birliği, bir ortak tarım politikası oluşturmaya yöneltmiştir. Bunun sonucunda 1962 yılında, tüm benimsenmiştir. OTP üreticiye, İstikrarlı Pazar, İstikrarlı Gelir,  Dış Rekabete Karşı Koruma, Üreticilerin Yapısal Sorunlarına Çözüm; tüketiciye Yeterli Gıda, Makul Fiyata Ürün, Sağlıklı ve Kaliteli Ürün, Çevre Koşullarına Uygun Üretilmiş Ürün, Ürün Çeşitliliği getirmek amacındadır.
 Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden,  çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Ülkemizde organik tarım 1980’lerin ortasında Avrupalı ihracatçıların talebi doğrultusunda başlamıştır. O yıllarda organik üretim Ege Bölgesi’nde yoğunlaşmış olup, kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incir ilk organik olarak üretilen ürünlerimizdir. Bugün, kuru meyveler, taze veya işlenmiş sebze ve meyveler, baklagiller, kabuklu yemişler, hububatlar, baharat ve şifalı otlar, endüstriyel bitkiler gibi çok çeşitli ürün kategorilerinde organik üretim yapılabilmektedir.
 Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), biyoteknolojik yöntemlerle canlıların sahip olduğu gen dizilimleriyle oynanarak, mevcut özelliklerinin değiştirilmesi veya canlılara yeni özellikler kazandırılması ile elde edilen organizmalara verilen isimdir.
 Modern biyoteknoloji yöntemleriyle tarımda elde edilen transgenik ürünlerin (GDO’ların), klasik ıslah yöntemleri ile çözülemeyen, ekonomik ve insani önemi olan bazı sorunları çözdüğü veya çözeceği iddia edilmektedir. Bunlar; tarımsal ilaç kullanımında azalma, verimlilikte artış, raf ömründe artış, besin değerinin artırılması, uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında bile ürün alabilme, sanayiye yönelik ürün üretebilme (örneğin, sentetik plastik üretebilen bitkiler), Dünya’daki açlığı azaltma, iddialarıdır.” Dedi.
 Soru-cevap-tartışma kısmında katılımcılar; ABD’nin “Yeşil Devrim” adıyla açlığa, kıtlığa çare bulma doğrultusunda, gelişmekte olan ülkelere Hibrit Tohumla girdiğini belirterek, bu tohumun gram fiyatının altını geçtiğini, bugün altının gramı 40 YTL iken hibrit tohumun 120 YTL’ye alınabilmektedir. Ayrıca bu tohumdan tohum alınamadığı için dışa bağımlılık artmakta, tohum yasası ile tohum stoku ve çiftçiler arasındaki alışveriş de yasaklanmıştır.
 Ayrıca, dünyada görülen küreselleşme doğrultusunda, küresel ülkelerin ve küresel şirketlerin gittikçe tarımı kendi çıkarları doğrultusunda işleyen bir düzen haline getirdikleri belirtildi.


Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4

Son Güncelleme ( Salı, 17 Haziran 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Anket
Şebin Haber Portalını Beğendiniz mi?
 
Eğribel'e Tünel Yapılmalı mı?
 
Rastgele Resim
Kimler Online
Şuanda 5 misafir bağlı
IP Bağlantı Sayısı
Bugün483
Toplam112185
15 Kasım 2006 dan sonra