|
Giresun Üniversitesi, Şebinkarahisar MYO’lunda Atatürkçü Düşünce Kulübü tarafından organize edilen “2001 Krizi Sonrası Türkiye ekonomisi” konulu panel 15 Nisan 2008 Salı günü yapıldı.
Paneli yöneten Öğr. Gör. Zekai ŞENOL Cumhuriyetimizin kuruluşunda (1923 yılında) kişi başına düşen milli gelirimizin sadece 541 YTL olduğunu, bugün bu rakamın 9.000 YTL civarına ulaştığını, ancak bu durumun kalkınma açısından yeterli olmadığını, Avrupa Ülkelerinin........."
..1970-2003 arasındaki 33 yılda ortalama olarak yılda 7,5, Dünya ülkelerinin 6,5 oranında büyürken Türkiye’nin aynı zaman diliminde sadece 4,9 oranında büyüyebildiğini, 2003 yılından sonraki dönemde de buna paralel bir durumun bulunduğunu belirterek Ulu Önderin koymuş olduğu kalkınma hedefine yeterince ulaşamadığımızı belitti. ŞENOL; Ulusların kalkınabilmeleri için kaynaklara ihtiyaç bulunduğunu, bu çerçevede ulusal kaynakların yetersiz olduğu durumlarda, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına gereksinim bulunduğunu, lakin özellikle son zamanlarda ülkemizde görülen portföy yatırımları dahilinde gelen yabancı sermayenin kalkınmaya katkısının olmadığını, sıcak para hareketleri olarak ülkemize gelen bu tür para hareketlerinin ülkenin yarattığı geliri rant olarak alarak ülkeyi terk ettiğini belirtti. Konuşmasının devamında ise bankacılık sektöründe özellikle de mevduat bankacılığında hızlı bir yabancılaşmayla sektörün %51’inden fazlasının yabancıların(Küresel sermaye) kontrolünde bulunduğunu, bankacılık sektörü ülkenin kaynaklarını elinde tuttuğunu, bu çerçevede; • Hükümetlerin ekonomi üzerindeki kontrollerinin azalacağını • Özellikle Küçük işletmelere kredi temininde güçlüklerin olabileceğini • Ağırlıklı olarak yabancı firmalara kredi aktarılabileceğini Belirterek yabancı sermayenin ülkemize yeni teknoloji, istihdam, katma değer getirmesi halinde faydalı olacağını belirtirken, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 1923 İzmir İktisat Kongresini Açış Konuşmasında, o günkü olumsuz konjonktüre rağmen yabancı sermayeye bakışını ortaya koyan aşağıdaki görüşünü okuyarak tamamladı: "İktisat sahasında düşünürken ve konuşurken zannolunmasın ki biz yabancı sermayesine hasım bulunuyoruz. Hayır, bizim memleketimiz geniştir. Çok emek ve sermayeye ihtiyacımız vardır. Binaenaleyh kanunlarımıza uymak, saygı göstermek şartıyla yabancı sermayelerine lâzım gelen teminatı vermeye her zaman hazırız ve şayanı arzudur ki, yabancı sermayesi bizim emeğimize ve serveti sabitimize katılsın. Bizim için ve onlar için faydalı neticeler versin; fakat eskisi gibi değil!”
Öğr. Gör. Bülent AKDEMİR, “Türkiye ekonomisinin 2001 krizi sonrasında büyüdüğünü, ancak bu büyümenin gerek azgelişmiş ülkelerin gerekse içinde bulunduğumuz Asya Ülkeleri Grubunun ortalama büyüme oranından düşük olduğunu, büyümenin kaynakları konusunda ise tarımsal kesimin GSYİH içindeki payının giderek azaldığını, sanayi sektörünün payının değişmediğini; ancak ithalat vergileri ile mali kesim ve inşaat sektörü büyümesi sonucu hizmetlerin önemli bir büyüme yaşadığına” işaret etti. Konuşmasının devamını dış ekonomik ilişkilere ayıran Akdemir, “2007 yılına gelindiğinde, 107 Milyar $’lık ihracata karşın, 170 milyar $ ‘lık ithalata ulaşıldığını, bunun sonucunda ihracatın ithalatı karşılama oranının %63’e gerilediğini belirtti ve bunun çok olumsuz bir gelişme olduğunu vurguladı. Bu durum, uluslararası kuruluşlarca en büyük tehlike olarak gösterilen cari açığı daha da artıracak ve kronikleştirecek bir gelişme” olarak değerlendirdi. Gerçekleşen ithalatın ana finansman kaynağı olarak dış borçları işaret eden Akdemir, “dış borçların yıllık artış hızının %9.6, özel kesimin dış borçlanma hızının ise % 23 olduğunu söyledi. Gerek büyüme gerekse üretim açısından dış âleme bağlanmış bir Türkiye’nin karar alma yeteneğinin sınırlanacağını ve Osmanlı’nın bu konuda çok acı deneyimlere sahip olduğunu, bu nedenle ulusal kaynaklara ve çıkarlara yönelmenin bir zorunluluk olduğunu belirtti. Özellikle medya aracılığıyla, 2001 krizinden sonra, ülkede bir bahar havası estirildiğini, ancak bu “yalancı bahar” ın sonuna gelindiğini ve özellikle dış ekonomik ilişkilerdeki bozulmanın sürdürülemez olduğunu” vurguladı. Öğr Gör Güngör BARUTÇUOĞLU ise “istihdam ve enflasyon üzerinde durarak, işsizliğim artış sebepleri, işsizliğin sektörler çerçevesinde durumu, işsizlik sorunun çözülmesi bakımından yapılması gerekenler, enflasyon değerleri, enflasyonun neden olduğu ekonomik ve sosyal sorunları” ifade etti. 
Haber: Şebinhaber - Şebinajans
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4 |