Bir zamanlar Şebinkarahisar’ın SÜMSÜK dergisinde yayınlanan eserler, şimdilerde parmakla sayılacak kadar azaldı. İnce, manidar, zeki bir üslup gerektirir nükte.. anlayan adamı gülümsetir.. Herkes anlayabildiği kadar yaşar ve anlayamadığı şeyleri umursamadan ölüp gider..! Şebinkarahisar ve yöresinde, halk arasında dilden, dile dolaşan, halkı güldüren, düşündüren, fıkra gibi olaylar kitap olmaya hazırlanıyor..
Sazı ile hem çalıp, hem söyleyen, yöremiz insanının şiirlerini besteye dönüştüren, gönüllere kalplere sunan Ozan, şair, saz ustası Kınıklı Zihni Aslan, şimdilerde mizahımızı bir eserde toplamaya başladı. Yöremizle ilgili yaptığı bu çalışmalarına hemşehrilerinin de katkı sağlamasını bekliyor. İnsanımızı, güldüren, düşündüren, mutlu eden, olaylarla ilgili anı, fıkra, olay, vs..yazıların
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresine bekliyor.. Zihni Aslan’ın en son yaptığı çalışmalardan biriside haber Müdürümüz Güven Gürbüz’ün şiirlerininde aralarında yer aldığı eserlerin beste yapılarak türkü formatına getirilme çalışması. Beste haline getirilen şiirler, türkü formatında TRT stüdyosunda kayıt işlemlerine de yakında başlanılacak.
Şebinkarahisar’ın duygulu, hürmetkar, azimkar, sebatkar insanları sosyal aktivitelere, oluşumlara, faaliyetlere destek vermeyi, görev almayı ihmal etmiyor. Memleket sevdasını gönülden gönüle yayan değerli insanlarımıza sonsuz sevgi ve saygılar.. Memleketimizde yaşanmış mizahi yönü ağır basan bir olayı örnek temsil etmesi açısından, Güven Gürbüz’ün araştırmaları sonucu, kendisine intikal ettiği şekliyle bir tanesini sizlerle paylaşmak isteriz. “ Şebinkarahisar’ın köylerinin birinde yaşayan bir çiftçi ailesinin reisidir Dursun. Şairin dediği gibi “Hiçbir şeyden çekmemişti ayağındaki nasırından çektiği kadar..” Bizim Şebinli Dursun’da dişlerinden çektiğini hiçbir şeyden çekmemişti. Aha bu gün, aha yarın, derken bir türlü yaptıramaz dişlerini, çeker durur dişlerinin ağrısını. Hanımı durmadan söylenir. “Sat şu ineğide yaptır artık dişlerini be herif…” Velhasıl hanım sözü dinler mi, kıyar mı hiç koca ineğe, sen ineği sat, dişçiye ver parasını.. Hanımını gönderir gurbette akrabalarının yanına. Aradan geçen birkaç hafta sonra bir telefon gelir. Telefondaki Dursun dur. Ağlamaklı sesi, hazin ve donuk. Hanımı şaşırır onun böyle üzüntülü ses tonu karşısında.
- Ne oldu herif, de hele heyirmi şermidir..Neye üziliysin..? - Heç sorma gıyy..içim yanıyı..heç sorma..Bizim gara inek yok mu? - Heee ne oldu gara ineğe herif, ne deyisin sen. . - Bir gaç gundür heç eyi değülüdü..Sabahlıyın ahura gettimki can cekişiy..mecbüren ölmeden kestük.. Şaşkına dönen hanımı; - De yeri get..İneğin ağzındaki dişleri sök, kendüne tak olur mu? Ben saa demedim mi kaç defa..İneği sat, dişleri yaptur deyi..Garı lafı dinliymisin heç, bir günde beni dinleseydin. Eyi olmuş..de yeri get.. beni herslendürme artuk…”
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4 |