ŞEBİNKARAHİSAR HABER PORTALI

Şebinkarahisar ve Yöresinin Haber Portalı

Çarşamba, 20 Ağustos 2008
Ana Menü
ANA SAYFA
ŞEBİNHABER Bülteni
GÜVEN GÜRBÜZ Yazıları
Haber Sayfasi / RADYO
Memleket Linkleri
Bize Ulaşın
Haber Arama
Dilek ve Temenniler
ŞEBİNHABER Ailesi
Haber Arşivi
Hatırlatırız

1933 Yılında il'lik hakkı elinden alınan ilçelerin, günümüze gelindiğinde hepsinin il'lik haklarının yasalarla geri iade edildiği görülür. SADECE ŞEBiNKARAHiSAR hariç. NEDEN? Bu hakkını iade-i itibar meselesi yapan Şebinkarahisarlılar 75 yıldır bu hakkın kendilerine iadesini talep ediyor..

Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Syndicate
ANA SAYFA
Ecevit'i farklı kılan hususlardan biri de içinde kalan 'ukde'leri oldu. PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Web Master   
Cumartesi, 12 Haziran 2004

Yarım asra sığdırdığı siyaset yolculuğunda başarı, hezimet, hüzün gibi
birçok duyguyu yaşayan Ecevit'i en fazla üzen şey ne 'solda birlik' ne de
başka bir projeydi. Ecevit, sadece iki projeyi gerçekleştiremediği için
üzülüyordu. Bunlar, yaygınlaşamayan Köy-Kent Projesi ile hayat arkadaşı
Rahşan Hanım'ın memleketi Şebinkarahisar'ı il yapamamasıydı. Ecevit'e 3

Yarım asra sığdırdığı siyaset yolculuğunda başarı, hezimet, hüzün gibi
birçok duyguyu yaşayan Ecevit'i en fazla üzen şey ne 'solda birlik' ne de
başka bir projeydi. Ecevit, sadece iki projeyi gerçekleştiremediği için
üzülüyordu. Bunlar, yaygınlaşamayan Köy-Kent Projesi ile hayat arkadaşı
Rahşan Hanım'ın memleketi Şebinkarahisar'ı il yapamamasıydı. Ecevit'e 3
Kasım seçimleri sonrası sıkça yaptığım görüşmelerin birinde sordum: "50 yıla
yakın zamandır siyasettesiniz. İçinizde hiç ukde kaldı mı? Şimdi imkanınız
olsa neyi yapardınız?" Bu soru Ecevit'i hüzünlendirdi. Demli çayından bir
yudum çektikten sonra anlatmaya başladı.

Yarım asra sığdırdığı siyaset yolculuğunda başarı, hezimet, hüzün gibi
birçok duyguyu yaşayan Ecevit'i en fazla üzen şey ne 'solda birlik' ne de
başka bir projeydi. Ecevit, sadece iki projeyi gerçekleştiremediği için
üzülüyordu. Bunlar, yaygınlaşamayan Köy-Kent Projesi ile hayat arkadaşı
Rahşan Hanım'ın memleketi Şebinkarahisar'ı il yapamamasıydı. Ecevit'e 3
Kasım seçimleri sonrası sıkça yaptığım görüşmelerin birinde sordum: "50 yıla
yakın zamandır siyasettesiniz. İçinizde hiç ukde kaldı mı? Şimdi imkanınız
olsa neyi yapardınız?" Bu soru Ecevit'i hüzünlendirdi. Demli çayından bir
yudum çektikten sonra anlatmaya başladı.

Önce kendisiyle özdeş hale gelen Köy-Kent'lere değindi. Bu projenin Türkiye
geneline yaygınlaşmamasından duyduğu üzüntüyü paylaştı. Ecevit'in
başbakanlığı döneminde Ordu'nun Mesudiye ilçesinde pilot bir uygulama
yapılmıştı. Köy-Kent'liler 3 Kasım'daki tercihleri ile kendilerine devlet
imkanlarını seferber eden Ecevit'i şaşırttı. Seçimlerde Köy-Kent'lilerin oyu
AK Parti'ye aktı. 4 bin seçmenin sadece 4 tanesi DSP'ye oy verdi. Ecevit, bu
sonuca bir anlam veremediğini söylüyordu.

Rahşan Hanım, Bülent Ecevit için sadece bir eş değil aynı zamanda siyaset
yoldaşı oldu. Ecevit, eşine olan sevgisini Türkiye'nin idarî yapısını
etkileyecek bir girişime bile dönüştürdü. Başbakanlık yaptığı DSP-MHP-ANAP
hükümetinin yaşadığı krizlerden birisi de bu oldu. Ecevit, Rahşan Hanım'a ve
'eniştesi' olduğu Şebinkarahisar'a olan muhabbetini hükümetin son
dönemlerinde bir liderler zirvesinin gündemine taşıdı. Devlet Bahçeli ve
Mesut Yılmaz bu teklife soğuk yaklaştı. Yine de keskin bir 'hayır'
demediler; ancak bakanları aracılığı ile kararnameye geçit vermediler.

Merhum Ecevit'in tarihe not düşen sözlerinden birisi şüphesiz, "Vahdettin
hain değildi." açıklamasıydı. Bu ezber bozan cümleyi Türkiye'de sol bir
liderin ağzından duymak şaşırtıcıydı. Acaba sürçü lisan mıydı? Aynı cevabı
alabilir miyim? diye tekrar sordum. Ecevit, çok netti: "Biliyorum bana
kızacaklar; ama gerçek bu. Vahdettin hain değildi…" Başta sol çevreler olmak
üzere ne kadar eleştiri alsa da, 'ihanet'le suçlansa da Ecevit, görüşünün
sonuna kadar arkasında durdu. Sabah 08.30'da arayarak teşekkürünü ve
sunumdan dolayı memmuniyetini iletti. Konu ne zaman Vahdettin'den açılsa
gülümseyerek aynı espriyi yapardı: "Ömer Bey, başıma bu işleri siz açtınız…
Ama şikâyetçi değilim."

Bülent Ecevit, Osmanlı'ya ve Atatürk ilkelerini daha iyi anlamaya dönük
kitap çalışması yapıyordu. Aktif siyasete veda ettikten sonra Or-An
Sitesi'ndeki evinde çalışmalarını sürdüren Ecevit, bu uğurda 50 yıllık
daktilosu Erica'nın yanına bir de bilgisayar aldı. 80 yaşından sonra
bilgisayar dersi almaya başladı. Son iki yıldır göz rahatsızlığından dolayı
zorlansa da GATA'ya kaldırılıncaya kadar çalışmasını sürdürdü.

Ecevit'in amacı Osmanlı'nın özellikle son dönemine odaklanarak sosyolojik
analiz yapmak ve Atatürk ile ilkelerini değişen şartlara göre yeniden
yorumlamaktı. Eğer ömrü vefa etseydi yine tartışmaya açık şu görüşleri
okuyacaktık: "6 oktan 6 oka fark var. Atatürk'ü sağcı ve solcu olarak
değerlendirmek doğru değil. Kendilerine 'sol' veya 'sosyalist' diyen bazı
kesimler Atatürk'ü yanlış anlıyor. Atatürk, laiklik konusunda İsmet Paşa'dan
daha esnekti…"

http://www.malesef.com/index.php?sayfa=habergoster&ino=4517




Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4

Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Mayıs 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Anket
Şebin Haber Portalını Beğendiniz mi?
 
Eğribel'e Tünel Yapılmalı mı?
 
Rastgele Resim
Kimler Online
Şuanda 6 misafir bağlı
IP Bağlantı Sayısı
Bugün275
Toplam139480
15 Kasım 2006 dan sonra